MyMecra
Beraber Yürüyelim / Bizi Takip Edin

Kaçış Rampası | Talha Gülören

12 Video Bulunuyor

My Mecra’da yepyeni bir program ‘Kaçış Rampası’… Talha Gülören'in hazırlayıp sunduğu 'Kaçış Rampası' hayatımızı ve fikirlerimizi sorgulatmak için geliyor. Hepiniz bu aleme hoş geldiniz...

  • Soru Sormak Artık Cevap Vermekten Daha Kıymetli | Kaçış Rampası

    Soru Sormak Artık Cevap Vermekten Daha Kıymetli | Kaçış Rampası

    Talha Gülören'in hazırlayıp sunduğu 'Kaçış Rampası' hayatımızı ve fikirlerimizi sorgulatmak için geliyor. Hepiniz bu aleme hoş geldiniz...
  • Lalettayin Çağı Kete Yemeyi Reddetti | Kaçış Rampası

    Lalettayin Çağı Kete Yemeyi Reddetti | Kaçış Rampası

    Talha Gülören'in hazırlayıp sunduğu 'Kaçış Rampası' hayatımızı ve fikirlerimizi sorgulatmak için geliyor. Hepiniz bu aleme hoş geldiniz... Lalettayin fonetik olarak söylenmesi hoş bir kelime. Dilden uzaklaşınca eski kelimeleri kullanmak pek havalı oluyor. Eskiden öğretmenlerimiz filan kullanırdı ama şimdi kimsenin ağzından çıkmıyor. Yalandan, uyduruktan, sıradan, özensiz, gelişigüzel gibi kelimeler bu kelime yerine daha çok kullanılıyordur. En son Tuğrul Efendi’nin ağzından duymuştum sanırım. Dilin zenginliğidir yabancı kelime de olsa. Dilde muhafazakarlık olmaz, senin dilinde o kavramın karşılığı yoksa yabancı kelime onu doldurur. Dilimizin bildiğiniz gibi sadece %40’ı öz Türkçe kelimelerden oluşur. Diğerleri özellikle Arapça ve Farsçadır, azıcık da Latincedir belki. Bu kelimelerle konuştuğumuzda da Türkçe dışında bir dil konuşmuş olmayız. Bizim dilimizi bunlar zenginleştirmiş, etkilenmeyi pozitif manada bildiğimiz dönemlerde. Asimilasyona değil etkileşime sebep olmuştur. Bilim, fen ve teknikte bu sebeple zamanında ileriye gitmişizdir. Kendimize uyarlayabildiğimiz dönemler. Gerçekten hevesli ve meraklı olduğumuz dönemler. Lalettayin yaşamadığımız dönemler. Buyursunlar başlayalım... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Duyarsız Bencillik Koşusu | Kaçış Rampası

    Duyarsız Bencillik Koşusu | Kaçış Rampası

    Talha Gülören'in hazırlayıp sunduğu 'Kaçış Rampası' hayatımızı ve fikirlerimizi sorgulatmak için geliyor. Hepiniz bu aleme hoş geldiniz... İki ay önce boykotla ilgili görüşlerimizi belirtmiştik. İnsanların motivasyonunu kırmayın bilmem ne çemkirdi bazıları. Yani bilmişlik taslamak istemiyorum ama insanların alışveriş davranışları bizim uzmanlık alanımız. Kimin neyi ne kadar alabileceği ya da alamayacağı, neyi alabilir neyi alamaz, neyi ne kadar devam ettirebilir, bunu alan başka neyi alır, evinde kullandığı avizenin şekli nasıldıra kadar sürekli işimiz gereği düşünüyoruz. Onun için ürün boykotundan şu ara daha az bahsediliyor diyelim. Bir futbol maçı bile her şeyi unutturabiliyor. Biz işte böyle bir milletiz filan değil, dünyanın her yerinde bu böyledir. Toplumsal tutumlar tepkisel olarak süreklilik sağlayamaz. Bu tutumu tepkisellikten üretim seferberliğine yönlendirmek zorundayız. Bu yönlenmeyi de sadece devlet sağlayabilir. Bir şeylerin satışına engel olmak değil, gereklilikleriyle ikame olabilecek ürünleri üretmek. E işte üretiyoruz. Hayır bakın gereklilikleriyle üretmek dedim. Yani teknik ve duygusal olarak da ihtiyaçları tam manasıyla karşılamaktan bahsediyorum. Neyse Kaçış Rampası başlasın madem. Devamı videomuzda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Bu Yıl Nelere Alıştık? | Kaçış Rampası

    Bu Yıl Nelere Alıştık? | Kaçış Rampası

    Talha Gülören'in hazırlayıp sunduğu 'Kaçış Rampası' hayatımızı ve fikirlerimizi sorgulatmak için geliyor. Hepiniz bu aleme hoş geldiniz... 2023 bu milletin fazlaca beklentisi olan, umutlar beslenen bir yıldı. Farklı görüşlerden insanların kendi fikirleri doğrultusunda buluştuğu ortak bir noktaydı. 100. yıl durumu insanları hayallere sürükledi öncesinde fakat belki de pek çok insan için bugüne kadar yaşadıkları en kötü yıldı. Neredeyse iyiyi hiç konuşamadığımız bir seneydi hatta. Bu yıl bizden çok şey gitti, bu yıl inanılmaz şeyler normalleşti, hakikaten bu yıl biz nelere alıştık ya? Keşke hiç başlamasa dediğim Kaçış Rampası başlıyor. O kadar uzak geliyor ki hadiseler sanki üzerinden 10 yıl geçmişçesine ama biz bu yıla depremle başladık. Onun için böyle bir başlayamadık gibi oldu. Her şeyi bırakıp koşturduk oralara. Gücümüz yettiğince yardımlarına koşmaya çalıştık. Tabi bir de orada yaşayan kardeşlerimizin gözünden bakalım. Hayatta kaldıysan yeni bir sayfa, tanıdıklarının yarısı yok. Ailede en az bir kayıp, bir çoğunun evi yok. On binlerce vefat, milyonlarca mağdur… Üzerinden çok zaman geçti gibi değil mi? 1 yıl bile olmadı. Bunun üzerine heyecanla beklenen seçimler. Ertelenme tartışmaları içinde depremden kısa bir süre sonra gerçekleşti. Yaralandığımız yetmez gibi seçim iletişimleriyle de iyice yıprandık. Bitiyor dedik, ikinci tur çıktı ve sonra ülke tekrar eski haline dönmeye başladı. Kurtulduk artık işimize gücümüze bakabiliriz dedik. Biliyorsunuz seçim dönemlerinde ülkede her şey duruyor. Demokrasi Türkiye’de fanatizm boyutunda işliyor. Haliyle ilişkilerimizi ve psikolojimizi bozuyor. Geriye dönüp baktığımızda hiç de yeni olmuş gibi gelmiyor değil mi? Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Boykot Aksiyon Değildir! | Kaçış Rampası

    Boykot Aksiyon Değildir! | Kaçış Rampası

    Talha Gülören'in hazırlayıp sunduğu 'Kaçış Rampası' hayatımızı ve fikirlerimizi sorgulatmak için geliyor. Hepiniz bu aleme hoş geldiniz... Boykot işleri tuhaf bir yere geldi gerçekten ve Starbucks bir anda simgesel bir hal aldı. Millet birbirine bakıp kendince saçma sapan hareketler yapmaya başladı. İşin sonu farklı bir yere gidiyor. Bu tip boykotlar asla başarılı olmaz. Saman alevi gibi bir anda yanar bir anda unutulur. Kimseye boykot etmeyin demiyoruz. Ben de elimden geldiğince uygulamaya çalışıyorum. Boykot zaman işidir. Bilinç meselesidir. Bilinç bir anda parlamayla olmaz. Yıllarca Starbucks’a gittiniz, şimdi mi aklınız başınıza geldi. Günah mı çıkartıyorsunuz, napıyorsunuz? Ayrıca Starbucks gibi yüzlerce marka var, neden onlara bu kadar büyük tepki göstermiyorsunuz? Çünkü diğerleriyle alakalı bilinç henüz yok. Şimdi bir sürü video izledik, soruyorum hangisi bir kişiyi ikna etti? Oraya gidip adamın bardağını önünden aldınız da noldu? O adam artık gitmeyecek mi oraya sizce yoksa senin bu hareketinden dolayı iyice senden nefret mi etti? Fikirler bu şekilde değişmez. Ayrıca bizim kimseyi ikna etmeye ihtiyacımız yok. İsmet Özel’in dediği gibi bize inanmışlar lazım. İnanmayan, senin gibi düşünmeyen adamla uğraşmana gerek yok. Yani yöntem bu değil, asla. Boykot edilen markalara şöyle bir bakın. Hepsi zaten hayatımızın orta noktasına oturmuş durumda. Peki iyi ürün ürettikleri için mi böyle olmuş? Sizce McDonalds’ın hamburgeri çok iyi olduğu için mi millet oraya gidiyor ya da kahve mükemmel mi? İçecekler çok mu sağlıklı? Dönüp bakın bu markalara, bunlar dünyadaki insanların dengesini bozan sağlıksız yaşamasına sebep olan ürünler zaten. Biz bunları zaten tercih etmemeliyiz yahut kontrollü kullanmamız gerekiyordu diyelim hadi. Bilinç buradan oluşur işte, fabrikasyon ve sağlıksız kimyasallarla ürettikleri ürünleri yıllarca önümüze koydular, biz de tükettik. Kitle iletişiminde çalışacak metod budur. Devamı videomuzda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Filistin İçin Hiçbir Şey Yapamıyoruz! | Kaçış Rampası

    Filistin İçin Hiçbir Şey Yapamıyoruz! | Kaçış Rampası

    Talha Gülören'in hazırlayıp sunduğu 'Kaçış Rampası' hayatımızı ve fikirlerimizi sorgulatmak için geliyor. Hepiniz bu aleme hoş geldiniz... Dümdüz konuya giriyoruz: “Filistin için hiçbir şey yapamıyoruz” diyor birçok kişi. Böyle gözlemliyorum. Üzülüyoruz elbette, içimiz kan ağlıyor ama bir şey yapmak istiyorsan yap. Konuşacağına hareket geç. Hayır yapıyor da belki ama tatmin olmuyor. Herkes kılıcı eline alıp savaşacak. Bir şey yapamıyoruz derken aslında onu kast ediyor. Yani nasıl desek, meydana çıkıp savaşmak Müslüman’a kolaydır. Haksızlıktan emin olunan yerde en günahkar adam bile hemen harekete geçer. Defalarca gördük ülkemizde. Zor olan kendinle önce savaşmaktır. Namazında eksik olan insanın Filistin konuşması abestir. Filistin için bir şey yapacaksan eksiklerini düzelt. Hepimizin eksiği var. Zaten temel mesele de bu. Onlarca yıldır sürüyor çünkü onlarca yıldır toparlanmaya çalışıyoruz. Giderim şehit olurum mantığında herkes, olabilecek miyiz acaba, hayatından bu kadar emin misin? Yoksa kahraman mı olmak istiyorsun, niyeti kontrol etmek lazım. Allah muhafaza. O vakit gelmedi daha gördüğümüz gibi. “Kim var?” diye seslenmediler daha. “Sağına ve soluna bakınmadan, fert fert ben varım” cevabını verici gençlerden olabilmek için kendimizi daha çok yetiştirmemiz gerekiyor. Çünkü vakit geldiğinde o safta olmak pahalı olacak. Kendini yetiştirmeyen Müslüman bencildir. Birlik şuurundan uzaktır. Biz çok kalabalık bir grup olduğumuzu hissetmiyoruz. Şimdi işte asıp kesmekle de olmuyor. Bu ülke de diğer pek çok ülke gibi onların elleriyle dizayn edilmiş, halen de belli noktalarda hüküm sürdükleri bir yer. Şimdi yeni yeni kafa tutmaya başladığımız için zaten bizi ezmeye çalışıyorlar. Herkes o haritayı gördü, Amerikan ablukasına alınmış vaziyetteyiz. Hedefte biz varız gibi klişeleri artık söylemeye bile gerek yok. Fakat Türkiye bu savaşa son derece hazırmış gördüğümüz kadarıyla. Niçin bu kadar çok altın rezervlerimizi artırdığımızı merak ederken olaylar patladı. Biliyorsunuz son yılın en çok altın alımı yapan ülkesi Türkiye, ikinci sıradaki Çin bizim yarımız bile değil. Devletler savaş hazırlığı yaparken genelde altına yüklenirler. İnşallah hayr olur. Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Torna Tezgahından Çıkan Aynı Farklılıklarımız | Kaçış Rampası

    Torna Tezgahından Çıkan Aynı Farklılıklarımız | Kaçış Rampası

    Talha Gülören'in hazırlayıp sunduğu 'Kaçış Rampası' hayatımızı ve fikirlerimizi sorgulatmak için geliyor. Hepiniz bu aleme hoş geldiniz... İnsanoğlu farklılıklarıyla bugünlere geldi, farklılığı bir zenginlik olarak gördü. Sözde baksan hala öyle görüyor da işte, ben pek yiyemiyorum böyle şeyleri. Bu videoda birbirimizden ne kadar farkımız kaldı bunu düşünelim istiyorum. Hareketlerimiz, isteklerimiz, hayallerimiz, kullandığımız eşyalar vs. neyse işte… Kaçış Rampası bu kez Köln’den başlıyor. Buyursunlar… Eskiyle kıyas edecek kadar yaşımız var hatta bugün de tam 35. yaş günüm. Yolun yarısı mı, başı mı, sonu mu yalnızca Allah bilir. Fakat sona yaklaştığımın daha da farkındayım. Saçımın sakalımın beyazlamaya başlaması en büyük hatırlatıcı. Yüzümdeki çizgiler giderek belirginleşiyor. İnsan 30’lu yaşlara gelene kadar öleceğini bilse de pek hissedemiyor. Öncesinde ölüm var diyor, evet ama yaşlılar ölüyor işte gibi bir düşünceyle devam ediyor fakat kendi yüzündeki bu çizgiler ölümün o kadar da uzak olmadığını bize sürekli hatırlatıyor. Belki de bundandır insanların estetik yaptırması, saç ektirmesi, boyatması filan. Sorsan daha iyi görünmek için, iyi hissetmek için diyecektir ama itiraf etmeye gücü yok çoğu kişinin. En temel farklılığı olan burnunu yaptırmak için sıraya giriyor gençler. Devamı videomuzda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Şeytan Netflix İzliyor! | Kaçış Rampası

    Şeytan Netflix İzliyor! | Kaçış Rampası

    Talha Gülören'in hazırlayıp sunduğu 'Kaçış Rampası' hayatımızı ve fikirlerimizi sorgulatmak için geliyor. Hepiniz bu aleme hoş geldiniz... Arkanıza yaslanın ve pandemiden sonra olup bitenleri kendi duygularınız üzerinden sorgulayın. Köreldiniz mi? Nefret dolusunuz belki. Umurunuzda da olmayabilir. Hırslandınız mı ya da endişeli misiniz? Korkuyor musunuz? Bağırsakların da vücutta bir beyin taşıdığı söylenir fakat gerçek beynimiz hiç ishal olmuyor mu, bunu düşündünüz mü? Belki de bu ara aklımızdaki karmakarışık duygularımızın açıklaması bir beyin ishali yaşamamızdır. Kaçış Rampası başlıyor. Her gün uyanıp dışarıya çıktığımızda ve hatta eve gelip gündeme göz gezdirdiğimizde kendimizi sorgular halde buluyoruz. Biz bu duruma nasıl geldik? İnsan öğrenmediği günahların masumudur. O halde bize bunu kim öğretti? Kendimizi kirlenmiş hissetmemize rağmen hala nasıl devam edebiliyoruz? İslami öğrenimimiz her türlü kötülüğün sebebini şeytan olarak görür. O hayata kötülüğü yaymak için gelmiştir. Sürekli bize fısıldar fakat biz imanımız neticesinde ona uymayı reddederiz. Bazen bizi ağına düşürse de düştüğümüz durumdan kurtulduktan sonra tevbe eder doğruya yöneliriz. Fakat bu ara şeytan da çalışmayı adeta bıraktı. Bence şeytan artık oturdu ve Netflix’ini açtı izliyor. İzleyip bize şaşırıyor, bu kadarı benim de aklıma gelmezdi diye. Elbette mübalağa ediyorum. Şeytan kıyamete kadar kötülükle görevlidir ama öyle planlar kurulmuş ki şu an tıkır tıkır işletiliyor. Yıkılmaması gereken her türlü duvar bize izletilerek yok ediliyor. Hayatta hiçbir kuralı olmayan nesiller yetişti, yetiştiriliyor. Üzerine de finansal problemler eklenince herkes kendi yoluna sessizce ilerliyor. Kimse kimseden yük alamıyor, kimseye yardımcı olamıyor. Uyaramıyor, doğruyu gösteremiyor. Tüm adaletsizliklere sessiz kalmak zorunda bırakılıyor. Oysa sessiz kalmak helakın en büyük sebeplerinden biri değil miydi? Devamı videomuzda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Devlet Köfte Satmaz! | Kaçış Rampası

    Devlet Köfte Satmaz! | Kaçış Rampası

    Talha Gülören'in hazırlayıp sunduğu 'Kaçış Rampası' hayatımızı ve fikirlerimizi sorgulatmak için geliyor. Hepiniz bu aleme hoş geldiniz... Konuyu hiç uzatmayacağım. Çok net: Devlet köfte satmaz! … Bu kadarıyla bile ne demek istediğimi aslında anladınız. Bu videoda bu mantığın işlemediğini ve nasıl olması gerektiğini kısaca anlatmaya çalışacağım. Kaçış Rampası başlasın mı, buyurun efendim. Önden buyrun. Sosyal belediyecilik kavramını daha önceki videolarda biliyorsunuz pop konserleri üzerinden eleştirmiştik. Bu konu da içimde bir yara olarak birikiyordu, ta ki Balıkesir Belediyesi’nin çıkardığı kahveci Balbucks markasını görene kadar. Yani bunun partiyle bilmem neyle ilgisi alakası yok. Markalaşma konusu ülkemizin genel bir sorunu. Ülkece en zayıf olduğumuz noktalardan biri. Kaçış Rampası’nın 4 yıl önceki ilk bölümlerinden birini de markalaşma konusuna ayırmıştık. Dileyenler açıp tekrar izleyebilir ve 4 yılda herhangi bir gelişme olmadığını tekrar teyit edebilir. Önemli bir notu da yinelemekte fayda var, Dünya’nın en değerli 500 markası içinde hala bir Türk markası yok, Türk şirketlerinin değerinin ciddi oranda artmasına rağmen. Tarihimizde de hiç olmadı bu arada. Sonra ekonominin büyümesinden bahsediyoruz, planlar yapıyoruz. Yanlış okumaya devam ediyoruz. Dış borcu oluşturan meblanın çok büyük kısmının şirketler üzerinden olduğunu biliyoruz, hatta savunma olarak bu argümanı kullanıyoruz. Şirketlerimiz bu kadar borçluysa bir o kadar da değerli olmalı doğru orantı kurarsak. Dünyanın en borçlu devleti Amerika ve dolayısıyla en değerli markaların çoğu onların. Büyük markaların büyük borçları olur ancak bunlar planlıdır. Sonuç öyle gösteriyor ki bizde plansız demek. Devamı videomuzda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Yediği Kaba Pislemek ve Ödül Almak Arasındaki Kovalent Bağ | Kaçış Rampası

    Yediği Kaba Pislemek ve Ödül Almak Arasındaki Kovalent Bağ | Kaçış Rampası

    Talha Gülören'in hazırlayıp sunduğu 'Kaçış Rampası' hayatımızı ve fikirlerimizi sorgulatmak için geliyor. Hepiniz bu aleme hoş geldiniz... Dünyada gerçekleştirilen ödül törenlerinin herhalde %90’ı şaibelidir diye düşünüyorum. Köklü olduğu düşünülen global ve saygın ödül törenlerinin amacı toplumlara belli kalıpları ve profilleri kabul ettirmek üzerine kurgulanmış. Keza başarıya ulaştığını da söyleyebiliriz. Her ödül törenin hoşuna gideceği düşünülen temalar önceden az çok bellidir. Eğer bu temalara uygun içerik üretebilirsen yani onların istediğini yapabilirsen en güçlü aday oluverirsin, çok da zor değildir. Amacımız birilerini kötülemek değil, sadece biraz gerçeklere ayılabilir miyizi sorgulamak. Düşünmek, düşündürmek… Buyursunlar Kaçış Rampası başlıyor. Devamı videomuzda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Bir Mü’min On Kafire Bedeldir | Kaçış Rampası

    Bir Mü’min On Kafire Bedeldir | Kaçış Rampası

    Hepimizin içinde kabul etsek de etmesek de kafire karşı bir çekince yahut en kötü bir umursamazlık var. Genel eksende topluma baktığımızda kafire özenme var demek bile mümkün oluyor. Dış güçler tanımı ele ayağa düşmüş veya yanlış kullanıldığı için sloganlaştırılıp düşürülmüş durumda. Ayetle sabit olarak bir mü’min on kafire bedelse biz şu an bunu neden hissedemiyoruz gelin bu programda bunu düşünelim. Her birimiz Kur’an-ı Kerim’deki her ayete kalbimizle iman mührünü vurmuş birer Müslüman olarak bir mü’minin on kafire bedel olduğu matematiğini şu an hissedemediğimizi kabul etmek oldukça realist bir yaklaşım olur herhalde. Önümüzdeki Müslüman kitle için daha çok sindirilmiş tabirini rahatça kullanabiliriz. Özünü kaybetmiş, duygularını ve fikirlerini söylemekten geri duracak kadar özgürlüğü elinden alınmış bir kitleyiz. Birbirimizi bulunca mangalda kül bırakmayız ama icraata gelince kendi ufak menfaatimizden endişe ederiz. Sahabe böyle miydi, değildi. Niye değildi, çünkü en önce aştıkları şey kendi menfaatleriydi. Biz şu an namus davamıza bile onların fikirlerindeki muhafazakarlık kadar bakamıyoruz maalesef. Tamamen kendi hazlarına dönmüş bir dünya ve bu dünyaya uymuş bir Müslüman kitle. Herkes gibi yaşayan, kendini herkesten görerek kırmızı çizgiler üzerinde cambaz gibi bir oraya bir buraya düşerek adeta oyun oynayan adamlara döndük. Devamı videomuzda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Seçim İletişimlerini Değerlendirelim | Kaçış Rampası

    Seçim İletişimlerini Değerlendirelim | Kaçış Rampası

    Yine seçim geldi, aşırı politik bir ülke olduğumuz için başka gündemimiz kalmadı. Öyle bir noktaya geldik ki artık herhangi bir konunun ucunu seçime değdirmeden yapamaz haldeyiz. E her gün tüm tematik kanallarda saatlerce açık oturum izletilirse bu sonuç da kaçınılmaz oluyor. Biz de kendi uzmanlığımızca konuya eğilelim ve partilerin iletişim kampanyalarını, eylem ve söylemlerini değerlendirelim dedik. Profesyonelce incelediğimizde bakalım nelerle karşılacağız. Buyursunlar, Kaçış Rampası başlıyor. Bu seçimde önceden karşılaşmadığımız kadar kutuplaştığımızı söyleyebiliriz. Çünkü neredeyse iki tercihli bir seçim olacak bizim için. İktidar ve muhalefet artık daha sert ve güçlerini birleştirmiş durumda. İttifaklar geç de olsa kuruldu ve son düzlüğe girilirken taşlar yerine oturdu, iletişim çalışmaları başladı. Daha önce partilerin tekil bazda propagandalarını sürdürdüğünü hatırlıyoruz. Bu sefer Cumhur ve Millet İttifaklarının başını çeken iki partinin iletişimdeki ağırlıklarından bahsedebiliriz. Cumhur İttifakı’nda diğer partilerin çok fazla iletişim yaptıklarını söyleyemeyiz çünkü Cumhurbaşkanı’nın imajını herhangi bir şeyle gölgelemek istemiyorlar. Yapamadıklarından değil, planlı olarak hareket ettiklerinden durumun böyle olduğu açıkça görülebiliyor. Bunu kesinlikle doğru buluyorum. Mevcut konjonktürde kazanmak için diğer partilerin sadece desteklerini sunmaları Cumhur İttifakı açısından son derece olumlu. Müthiş bir kontrolle söylenmesi gereken tüm sözler tek bir noktaya bırakılıyor. Oldukça güçlü bir strateji. Diğer türlü gücün bölünmesine sebep olurdu çünkü. Tüm mecralarda iletişim neredeyse sadece Ak Parti’ye bırakılmış durumda. Kampanyalar dışındaki söylemlere de bakıldığında ağız birliği sağlandığı tereddütsüz ortada. Tabi bu noktada tecrübe ve güç ağır basıyor. Bunlar Cumhur İttifakı’na artı olarak dönecektir. Diğer partilerin de alabileceklerinden daha düşük oy almalarına sebep olacağını düşünmüyorum. Zaten sonucu etkileyecek olan da onların bu tutumu olacak gibi görünüyor. Devamı videomuzda... Gelin, Beraber Yürüyelim...