MyMecra
Beraber Yürüyelim / Bizi Takip Edin

İzler

8 Video Bulunuyor

MyMecra YouTube kanalında yepyeni ve özgün bir format ‘İzler’… Her bölümde Türkiye’nin tanıdığı ve her kesimde büyük saygı uyandıran isimlerin hayatlarına kendi anlatımlarıyla şahitlik edeceğiz. Doğdukları ortamdan, nasıl yetiştiklerine, kimlerden etkilendiklerinden, bugünlere gelirken neler yaşadıklarına bu programda cevaplar bulacağız. Peki bu programda İzler’ini takip edeceğimiz isimler kimler? Örneğin; İhsan Fazlıoğlu, Hüsrev Hatemi, Uğur Derman, Rasim Özdenören, Sezai Karakoç, Dücane Cündioğlu, İsmet Özel, Sa’düddîn Ökten vb. isimler...

  • Hayatımı 4 Kişi Değiştirdi - Mustafa Kara | İzler

    Hayatımı 4 Kişi Değiştirdi - Mustafa Kara | İzler

    Her bölümde Türkiye’nin tanıdığı ve her kesimde büyük saygı uyandıran isimlerin hayatlarına kendi anlatımlarıyla şahitlik edeceğiz. Doğdukları ortamdan, nasıl yetiştiklerine, kimlerden etkilendiklerinden, bugünlere gelirken neler yaşadıklarına bu programda cevaplar bulacağız. Peki bu programda İzler’ini takip edeceğimiz isimler kimler? Örneğin; İhsan Fazlıoğlu, Hüsrev Hatemi, Uğur Derman, Rasim Özdenören, Dücane Cündioğlu, Sa’düddîn Ökten, Abdullah Sert, Nabi Avcı, Hüsrev Hatemi, Nurullah Genç, Ahmet Özhan, Mustafa Kara vb. isimler... Bu bölümde İzler, güzellerin yürüyüş ritmine ayna tutmaya devam ediyor. Mustafa Kara'nın izlerini takip edeceğiz bu hafta... İzler'in bu bölümünde Mustafa Kara'nın başlıca anlattıkları; Rize'nin o zaman için ilçe olan Güneyce ilçesinin Yeşiltepe mahallesindeki bir evin çocuğu olarak mezrede doğmuşum ama yani köyde değil mezrede doğmuşum. Mezre, bizde köy ile yayla arasındaki bir yaşama alanıdır. Mezre deniyor. Biz mahalle tabiri ile korop deriz orada doğmuşum. Annemin ifadesine göre Mayıs'tan 10 gün vardı. Bu Mayıs'tan 10 gün vardı, Mayıs'ın 20'si demek değildir. Bu Rumi hesaba göredir dolayısıyla benim doğumum Haziran başındadır yani Haziran'ın 3'ü 4'üdür, 10 gün sonra Mayıs bitecek Rumi hesapta 14'ü 1'i oluyor dolayısıyla böyle bir bahar mevsiminde orada doğmuşum. 1949 doğumluyum aslında ama Nüfus cüzdanına bakarsanız 51 doğumluyum resmiyette böyle... Bu ev 1946'da bir yangınla tamamen kül olmuş bir ev idi yani dedemin evi. 46'da böyle bir afet yaşadık. O afetten sonra yeniden bir ev yapılmış bendeniz o evin çocuğuyum ve annemin ilk evladıyım. Benden önce bir düşük olmuş, kız kardeşim düşük olmuş o anlamda ikincisiyim. Daha sonra kardeşlerim doğacak, bunlardan birini tanıyorsunuz o da İsmail Kara. Ama İsmail Kara'dan önce de bir kız kardeşim ve bir kardeşim var. İsmail Kara 4 numaradır yani bi anlamda. Sonra bir kız kardeşim daha doğacak dolayısıyla 5 kardeşiz. 50'li 60'lı yıllarda doğan 5 kardeş... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • O Gün Şairliğim Bitecekti - Nurullah Genç | İzler

    O Gün Şairliğim Bitecekti - Nurullah Genç | İzler

    Her bölümde Türkiye’nin tanıdığı ve her kesimde büyük saygı uyandıran isimlerin hayatlarına kendi anlatımlarıyla şahitlik edeceğiz. Doğdukları ortamdan, nasıl yetiştiklerine, kimlerden etkilendiklerinden, bugünlere gelirken neler yaşadıklarına bu programda cevaplar bulacağız. Peki bu programda İzler’ini takip edeceğimiz isimler kimler? Örneğin; İhsan Fazlıoğlu, Hüsrev Hatemi, Uğur Derman, Rasim Özdenören, Dücane Cündioğlu, Sa’düddîn Ökten, Abdullah Sert, Nabi Avcı, Hüsrev Hatemi, Nurullah Genç, Ahmet Özhan vb. isimler... Bu bölümde İzler, güzellerin yürüyüş ritmine ayna tutmaya devam ediyor. Nurullah Genç'in izlerini takip edeceğiz bu hafta... İzler'in bu bölümünde Nurullah Genç'in başlıca anlattıkları; Babam... Yıllarımın, ömrümün kahramanı. Bu köyle aklıma geldiğinden, hayatım aklıma geldiğinde, gözümün önünden geçtiğinde gerçekten eğer birisini kahraman olarak ön plana çıkaracaksam o benim rahmetli babam Seyfullah Genç'tir. Okul hayatım onun gördüğü rüya ile başlıyor daha ben dünyada değilken. Yani ben henüz dünyaya gelmeden benim okul hayatım başlamış. Neden? Çünkü zihin dünyasında bir oğlum olacak ve ben onu okutacağım diye zaten bir düşünce içerisine girmiş babam. Pir-i fani bir insanı görüyor rüyasında, bir oğlun olacak onu okut diyor adam kendisine. Rüyadan uyandıktan sonra demekki ben evleneceğim, bir oğlum olacak ve ben onu okutacağım diye bir kararın içerisinde buluyor kendini... Ve evleniyor. Arkadaşlarıyla falan konuşurken işte çocuk var mı falan diye sorduklarından oğlum olacak diyor daha henüz annem hamile değilken bile. Nereden biliyorsun diyorlar? Diyor ki öyle biliyorum ben bir oğlum olacak. Aç tavuk rüyasında darı görür diyorlar. Kendisi rahmetli bu sözü böyle söylerdi derdi ki bana böyle diyorlardı. Tabi ben dünyaya geldikten sonra arkadaşları soruyorlar sen nereden biliyordun? Ben rüyasını görmüştüm diyor ve bana okut demişti, ben oğlumu okutacağım diyor. 4-5-6-7 yaşlarında hep bunları dinledim, anneme anlatırdı. Bir yol bulsakta Nurullah'ı okutsak diye... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Tekkeyi Bekleyen Çorbayı İçer - Ahmet Özhan | İzler

    Tekkeyi Bekleyen Çorbayı İçer - Ahmet Özhan | İzler

    Her bölümde Türkiye’nin tanıdığı ve her kesimde büyük saygı uyandıran isimlerin hayatlarına kendi anlatımlarıyla şahitlik edeceğiz. Doğdukları ortamdan, nasıl yetiştiklerine, kimlerden etkilendiklerinden, bugünlere gelirken neler yaşadıklarına bu programda cevaplar bulacağız. Peki bu programda İzler’ini takip edeceğimiz isimler kimler? Örneğin; İhsan Fazlıoğlu, Hüsrev Hatemi, Uğur Derman, Rasim Özdenören, Dücane Cündioğlu, Sa’düddîn Ökten, Abdullah Sert, Nabi Avcı, Hüsrev Hatemi, Nurullah Genç, Ahmet Özhan vb. isimler... Bu bölümde İzler, güzellerin yürüyüş ritmine ayna tutmaya devam ediyor. Ahmet Özhan'ın izlerini takip edeceğiz bu hafta... İzler'in bu bölümünde Ahmet Özhan'ın başlıca anlattıkları; Ben emniyetçi bir babanın çocuğuyum. Emniyetçi baba biraz da ahlak sahibi, haramdan, helalden anlayan birisiyse çok tayin olur. Kimin tekerine çomak soksa hemen oradan onu alırlar. Benimde rahmetli babacığım o tip bir insandı onun için çok uzun bir yerde kalamazdı, hep sürgünde geçti hayatı. Suçu namuslu olmak. O yüzden sonradan aidiyet kesb ettiğim ve çok bana gurur veren Urfa'da dünyaya gelmişim. 1950 senesinin 26 Ağustos'unda Urfa'da dünyaya gelmişim. Benim için her zaman bir iftihar vesilesi olmuştur. Urfalılar birbirimize hemşehrim demenin keyfini hep yaşamışımdır ama 10 aylıkken babam oradan da sürülmüş. Hakkari'ye, sınıra artık oradan ötesi yok. 1950 senesinin Hakkari'si şimdi ki gibi güzel bir şehir değil, çok zaruret içerisinde bir vatan toprağı. Anam, İstanbul kızı. Ud çalıp şarkı söyleyen, evin işlerini ablaları yapan fakat Rumeli kökenli, sert mizaçlı, emniyetçiliğinde verdiği aksiyon adamlığıyla, babamla evlenince tabi bir şaşkınlık yaşamış. Babam bir gün bakmış ki çamurla duvardaki deliği kapatmaya çalışıyor annem, babam bile insafa gelmiş Eskişehir'e dedemin, babaannemin yanına bizi yollamış. Hayal meyal hatırladığım bir yerdir orası. Geniş bir bahçe, bir çok haneden oluşan kardeşler, yengeler, dayılar gibi. İki büklüm babaannemi hatırlıyorum böyle doksan derece giden yaşlı bir kadın ama yüzü pırıl pırıl, gergin, buruşmamış ve kızarık. Silistre doğumlu, Balkan kadını. İşte böyle bir aile... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Her Gelecek Yakındır - Hüsrev Hatemi | İzler

    Her Gelecek Yakındır - Hüsrev Hatemi | İzler

    Her bölümde Türkiye’nin tanıdığı ve her kesimde büyük saygı uyandıran isimlerin hayatlarına kendi anlatımlarıyla şahitlik edeceğiz. Doğdukları ortamdan, nasıl yetiştiklerine, kimlerden etkilendiklerinden, bugünlere gelirken neler yaşadıklarına bu programda cevaplar bulacağız. Peki bu programda İzler’ini takip edeceğimiz isimler kimler? Örneğin; İhsan Fazlıoğlu, Hüsrev Hatemi, Uğur Derman, Rasim Özdenören, Dücane Cündioğlu, Sa’düddîn Ökten, Abdullah Sert, Nabi Avcı, Hüsrev Hatemi, Nurullah Genç, Ahmet Özhan vb. isimler... Bu bölümde İzler, güzellerin yürüyüş ritmine ayna tutmaya devam ediyor. Hüsrev Hatemi'nin izlerini takip edeceğiz bu hafta... İzler'in bu bölümünde Hüsrev Hatemi'nin başlıca anlattıkları; 1938. Atatürk'ün ölüm tarihinden 1 ay 2 gün sonra ikiz kardeşimle beraber doğacağım, o sırada Ultrason yok hiç bilinmiyor, Annem şüphe de etmemiş. İkiz olarak 1938 12 Aralık'ta öğleden sonra bir Pazartesi günü 14:30'da bizim birader, ondan 15-20 dakika sonra da ben doğmuşum. Birader daha normal bir çocuk olarak besili doğmuş. Ben yaşayacağından baya çok şüphe edilen çünkü serum tedavisi veya yeni doğan çok düşük tartılı çocukların nasıl yaşayacağı şüpheliyken doğmuşum. Yeni icad olan serum tedavisi ama damardan verilme çocuklara pek bilinmiyor, yaygın bir pratik değil. 1950'lerden sonra başlayacak çocuklara serum tedavisi. Bana karın derisi altından kullanılmış serum şişeleri, tek serum da yok o sırada nasıl vermişler bilmiyorum... İhsan Hilmi Alantar'ın verdiği serumlar karın derisi altına gittiği kadar verilerek karın derisi şişiyor, damarlara serum verilmiş gibi olmuyor. O tip serum tedavileri ile ümit kesilmişken bir hafta on günde kendime gelmişim. Ermeni bir aile tanıdığı bana cürtük adını takmış. Kıymık gibi bir manası varmış. O ermeni matmazel sonra beni 9 yaşında bir Cumhuriyet Bayramı töreninde kendisi Tarlabaşı'nda oturuyor, Tarlabaşı köşesinden o da Taksim'e doğru yürürken beni 9 yaşında töreni seyretmeye babamla, ikiz kardeşle giderken görünce birden bire cürtük diye bağırıp Tarlabaşı köşesinden bana doğru koşmuştu. Ben ne oluyoruz diye koşarken bi anda yakalanmıştım. O zaman anladım benim lakabım cürtükmüş ve yaşayacağımdan da şüphe duyulmuş. Öyle bir iklimde doğmuşum. Kendime gelip hayatı öğrenmeye başladığım zaman... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • İş Tesbih Çekmek Değil Sadece - Abdullah Sert | İzler

    İş Tesbih Çekmek Değil Sadece - Abdullah Sert | İzler

    MyMecra YouTube kanalında yepyeni ve özgün bir format ‘İzler’… Her bölümde Türkiye’nin tanıdığı ve her kesimde büyük saygı uyandıran isimlerin hayatlarına kendi anlatımlarıyla şahitlik edeceğiz. Doğdukları ortamdan, nasıl yetiştiklerine, kimlerden etkilendiklerinden, bugünlere gelirken neler yaşadıklarına bu programda cevaplar bulacağız. Peki bu programda İzler’ini takip edeceğimiz isimler kimler? Örneğin; İhsan Fazlıoğlu, Hüsrev Hatemi, Uğur Derman, Rasim Özdenören, Sezai Karakoç, Dücane Cündioğlu, İsmet Özel, Sa’düddîn Ökten vb. isimler... Bu bölümde İzler, güzellerin yürüyüş ritmine ayna tutmaya devam ediyor. Abdullah Sert hocamızın izlerini takip edeceğiz bu hafta. Sami Efendi Hazretleri'nden Mahir İz merhuma, Musa Efendi Hazretleri'nden Necip Fazıl'a uzanan hatıralar arasında yol alırken, bir de bakacağız ki önümüzde uzanan izler bize bizden haber veriyor... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Geleceğin Fatih'leri Derviş Gönüllü İnsanlar Olacak- Ersin Nazif Gürdoğan | İzler

    Geleceğin Fatih'leri Derviş Gönüllü İnsanlar Olacak- Ersin Nazif Gürdoğan | İzler

    MyMecra YouTube kanalında yepyeni ve özgün bir format ‘İzler’… Her bölümde Türkiye’nin tanıdığı ve her kesimde büyük saygı uyandıran isimlerin hayatlarına kendi anlatımlarıyla şahitlik edeceğiz. Doğdukları ortamdan, nasıl yetiştiklerine, kimlerden etkilendiklerinden, bugünlere gelirken neler yaşadıklarına bu programda cevaplar bulacağız. Peki bu programda İzler’ini takip edeceğimiz isimler kimler? Örneğin; İhsan Fazlıoğlu, Hüsrev Hatemi, Uğur Derman, Rasim Özdenören, Sezai Karakoç, Dücane Cündioğlu, İsmet Özel, Sa’düddîn Ökten vb. isimler... Bu bölümde İzler’ini takip ettiğimiz isim, Ersin Nazif Gürdoğan oldu. İzler'in bu bölümünde Ersin Nazif Gürdoğan başlıca şunları anlattı; Ben Eskişehirliyim. Orta kesim bir ailede doğdum. Babam hafızdı, büyük ağabeyim öğretmendi. Ben okuma keyfini ilk defa onun kütüphanesinde aldım. Kitapla tanışmam onun kütüphanesiyle oldu. Ardından ortaokul geldi. Ortaokulda Ömer Seyfettin'i tanıdık. Cevat Ülger hoca ortaokulda bizim resim hocamızdı. O çok sıra dışı, çok değişik bir hocaydı. Yahya Kemal'in vefat ettiği yılda Yahya Kemal ile ilgili çok güzel bir program hazırlamıştı. Yahya Kemal'in şiirlerini okudu, kısaca hayat hikayesini anlattı. Bizler ortaokul öğrencileri olarak ilk defa 'Süleymaniye'de Bayram Sabahı' şairinin dünyasını Cevat Ülger hocadan dinledik. Yahya Kemal bizim kültürümüzde, bizim edebiyatımızda çok ayrı bir yeri vardır. O bir medeniyet şairidir, Sezai Karakoç bir medeniyet düşünürüdür... Ardından lise yılları geldi. Ben liseyi Eskişehir'de tamamladım. O yıllar, 50'li 60'lı yıllar işte standart bir öğrenciliğimiz oldu ortaokulda ve lisede. Abdülhamid'i kızıl sultan bilen, Vahdeddin'i vatan haini bilen bir gençleri oluşturuyorduk. Ardından üniversite geldi. Necip Fazıl'la tanışma imkanımız oldu. Necip Fazıl'la Abdülhamid'in bir kızıl sultan değil, bir büyük sultan olduğunu, bir büyük hakan olduğunu öğrendik. Sultan Vahdeddin'in bir vatan haini değil, bir vatan dostu olduğunu öğrendik. O dört buçuk milyon karelik imparatorluğun, devletin, büyük Osmanlı Devleti'nin nasıl küçüldüğünü, nasıl türklerin Balkanlar'dan, Ortadoğu'dan, Kafkaslar'dan Anadoluya çekildiklerini gördük. Necip Fazıl olsun, Sezai Karakoç olsun, Nuri Pakdil olsun onlar hep derlerdi ki: "Her kuşak tarihi yeniden yazmak, yeniden yorumlamak zorundadır." Ve Necip Fazıl'da bu bağlamda bizim Anadoludaki bin yıllık tarihimizi yeniden yazmış, yeniden yorumlamıştır... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Önce Refik Sonra Tarik - Nabi Avcı | İzler

    Önce Refik Sonra Tarik - Nabi Avcı | İzler

    MyMecra YouTube kanalında yepyeni ve özgün bir format ‘İzler’… Her bölümde Türkiye’nin tanıdığı ve her kesimde büyük saygı uyandıran isimlerin hayatlarına kendi anlatımlarıyla şahitlik edeceğiz. Doğdukları ortamdan, nasıl yetiştiklerine, kimlerden etkilendiklerinden, bugünlere gelirken neler yaşadıklarına bu programda cevaplar bulacağız. Peki bu programda İzler’ini takip edeceğimiz isimler kimler? Örneğin; İhsan Fazlıoğlu, Hüsrev Hatemi, Uğur Derman, Rasim Özdenören, Sezai Karakoç, Dücane Cündioğlu, İsmet Özel, Sa’düddîn Ökten vb. isimler... Bu bölümde İzler’ini takip ettiğimiz isim, Nabi Avcı oldu. Ve Nabi Avcı başlıca şunları söyledi; Bilecik, Pazaryeri ve Demirköy benim doğum yerim. Demirköy sonradan oluşmuş bir köydür. Adından da anlaşılabileceği gibi istasyon köyüdür, Karaköy istasyonudur halk arasındaki asıl adı. Benim dedem rahmetli Karaköy istasyonunun polisi imiş. Ben kendisini emekliliğinde tanımıştım. Bilecik Pazaryeri'nde oturuyorlar, dedem de Karaköy istasyonuna vazifeye 10 km yürüyerek gidip geliyor her gün. Usanmış herhalde, demiş ki ben buraya bir ev yapayım gelip gitmek, çoluk çocuk filan... Bi ev yapmış sonra başka bi ev yapılmış orada bir un fabrikası var orada çalışan ustabaşı bi ev yapmış filan orada bir köy teşekkül etmiş. Sonra resmiyete de intikal etmiş bu köyün durumu. Demirköy adını vermişler. Yani biz aslen Pazaryeri ilçesindeniz. Anne tarafım Pazaryeri, baba tarafım da Bulgaristan Şumnu. Babam Şumnu doğumlu. Allah hepsine rahmet eylesin... Babam demiryolu çalışanı iken rahatsızlanıyor ve malulen emekli etmiyorlar. 1 gün dahi çalışsa emekli hakkı kazanacakken, Tek Parti döneminde o 1 günlük çalışma iznini vermedikleri için emekli olmadan veya herhangi bir şey almadan Devlet Demiryolları'ndan ayrılıyor rahatsızlığı sebebiyle ve bir bakkal dükkanı açıyor istasyonda, büfe gibi bir şey... sonra o dükkan bakkal dükkanına dönüşüyor filan... ben o devrede doğmuşum. Babamın demiryolculuğunu değil, bakkallığını biliyorum. Babam okumayı yazmayı seven bir adamdı. Dükkanımıza günlük milliyet gazetesi alınırdı, İstanbul'da basılan gazete Bilecik'e, bizim elimize ikindiden sonra gelirdi dolayısıyla ben mesela ben beşiktaş hastasıyım çocukken, beşiktaşın maçlarını pazartesi ikindiden sonra öğrenirdik... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Biz Dini Yaşayarak Öğrendik, Kitaplardan Değil - Sa'düddîn Ökten | İzler

    Biz Dini Yaşayarak Öğrendik, Kitaplardan Değil - Sa'düddîn Ökten | İzler

    MyMecra YouTube kanalında yepyeni ve özgün bir format ‘İzler’… Her bölümde Türkiye’nin tanıdığı ve her kesimde büyük saygı uyandıran isimlerin hayatlarına kendi anlatımlarıyla şahitlik edeceğiz. Doğdukları ortamdan, nasıl yetiştiklerine, kimlerden etkilendiklerinden, bugünlere gelirken neler yaşadıklarına bu programda cevaplar bulacağız. Peki bu programda İzler’ini takip edeceğimiz isimler kimler? Örneğin; İhsan Fazlıoğlu, Hüsrev Hatemi, Uğur Derman, Rasim Özdenören, Sezai Karakoç, Dücane Cündioğlu, İsmet Özel, Sa’düddîn Ökten vb. isimler... Bu bölümde İzler’ini takip ettiğimiz isim, Sa’düddîn Ökten oldu. Ve Sa’düddîn Ökten başlıca şunları söyledi; Benim doğum tarihim 1942 senesi, 2. Dünya savaşı içi, mekan İstanbul. İstanbul’un da Bayazıt semti. Tarihi yarım ada. Orada bir serencam işte ilkokul, ortaokul, lise, vefa lisesi sonra teknik üniversite ama yine oturduğumuz semtler Bayazıt. Bir de Anneannemin evi var Fatih Atikali'de, dayımın birisi yine Fatih Camii'ne çok yakın oturuyor sonra tabiiki hayat değişiyor, şehir değişiyor, Türkiye değişiyor. O semtlerden ayrılmak mecburiyetinde kaldık. Aradan uzun yıllar geçti işte Frenk memleketlerini gördük, avrupası, amerikası vesaire... Şöyle geri dönüp değerlendirdiğim zaman şunu görüyorum, yetiştiği muhit, o muhitteki mimari, o muhitteki insanlar ve o muhitteki hayat tarzı yani Bayazıt, Fatih, Atikali... Dostlarım, arkadaşlarım vardı Aksaray, Cerrahpaşa, Kocamustafapaşa... Oralarda gördüğüm şu; her ne kadar Osmanlı Devlet olarak hayattan çekilmiş ise de bir medeniyet olarak devam ediyordu... Daha sonraki yıllarda ismini şöyle koymaya çalışıyorum; İslam medeniyetinin Osmanlı yorumu. Ama temelinde islam medeniyetini özellikle sünni islamın bir yorumuydu bu benim yaşadığım, yetiştiğim ve aşağı yukarı orta yaşın başlarına kadar teneffüs ettiğim hava öyle bir havaydı... Modernite henüz o semtlere gelmemişti. Türkiye'ye gelmişti ama karşı taraftaydı, Pera'daydı, Kadıköy'deydi belki adalardaydı ama Fatih'e, her şeye rağmen Bayazıt'a, Aksaray'a gelmemişti. Zihniyet olarak gelmemişti, biçim olarak gelmemişti. Öyle bir ortam içerisinde yetiştiğimi ve bir mana da şekillendiğimi çok rahat söyleyebilirim... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...