MyMecra
Beraber Yürüyelim / Bizi Takip Edin

Dinle Neyden | Ömer Tuğrul İnançer

12 Video Bulunuyor

İhlas, edep, sıdk, muhabbet her birimizin sahip olmak istediği güzel hasletlerdir. Yaşadığımız çağın hengamesinde bunlardan uzağa düştük. Bu güzelliklerin ne olduğunu bilmediğimiz için bunlara nasıl sahip olacağımızı da bilemiyoruz. Ömer Tuğrul İnançer bu programda tasavvufun bu güzel terimleri üzerinden bizi iyiye, güzele ve doğruya davet ediyor.

  • Bilginin Kaynağı Sevgidir - B53 - Dinle Neyden | Ömer Tuğrul İnançer

    Bilginin Kaynağı Sevgidir - B53 - Dinle Neyden | Ömer Tuğrul İnançer

    Ömer Tuğrul İnançer Dinle Neyden'in bu bölümünde Serdar Tuncer ile birlikte sizlere Azerbaycan'dan, Bakü'den sesleniyor. Dinle Neyden'in bu bölümünde başlıca şunlar konuşuldu; "Zahid bize tan eyleme Hakk ismin okur dilimiz Sakın efsane söyleme Hazrete varır yolumuz ... Halvetî yolun güderiz Çekilip Hakk’a gideriz Gazay-ı ekber ederiz İmam Ali’dir ulumuz ... Her kim bu tarike girdi Hasanı Basri'ye erdi Her seher okunur virdi Seyyit Yahya'dır pirimiz" Serdar Tuncer: Efendim, Bakü'deyiz. Ve içeri şehirde Şirvan Şahlar Sarayı'nın hemen önünde Seyyit Yahya Efendimizi ziyaret etmeden az önce bu güzel nutk-u şerif ile sizleri selamlıyoruz. Dinle Neyden'e hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Bir eve varınca sahibine selam vermek usulden, erkandandır efendim... Ömer Tuğrul İnançer: Ve insana rahatlık verir... Ve ziyaret için bile olsa o kimseye ve o şehire aidiyet kazandırır, hemşeri olunuverir bu kadarcık bir Fatiha ile... Serdar Tuncer: Bakü bize ait ama içeri girersek bizde zannediyorum Bakü'ye ait olacağız... Ömer Tuğrul İnançer: İnşallah, inşallah... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Muradını Unutan Bizden Değildir - B52 - Dinle Neyden | Ömer Tuğrul İnançer

    Muradını Unutan Bizden Değildir - B52 - Dinle Neyden | Ömer Tuğrul İnançer

    Ömer Tuğrul İnançer Dinle Neyden'in bu bölümünde Serdar Tuncer ile birlikte sizlere Kosova'dan sesleniyor. Dinle Neyden'in bu bölümünde başlıca şunlar konuşuldu; Serdar Tuncer: Ney, neyi söyler? Dinlemeyi bilene, içindeki şeyi söyler. Yeterki insan kulak sahibi olsun hatta kulakta yetmez bazen gönül sahibi olsun. Güzel bir mekandayız, safalı bir mekandayız, bizi mahzun eden ama bir yandan da buralarda bir muradımız olduğunu, hala olduğunu, hep olmaya devam edeceğini ihtar eden bir mekandayız; Kosova'da, Meşhed-i Hüdavendigar'dayız. Oradan selamlıyoruz sizi... Efendim hoş geldiniz. Ömer Tuğrul İnançer: Teşekkür ederim. Hoşa geldik. Ne güzel ifade ettin... Hem sürurlu hem hüzünlü bir hal... Buna da eyvallah diye diye gönlümüzü, kafamızı, arzularımızı fukaralaştırmayalım. Elbette eyvallah, elbette elhamdülillah ama rıza göstermek hareketsiz kalmamıza sebep oluyor. Sabrın adı hiçbir şey yapmadan beklemek oluyor halbuki bütün esbaba tevessül edip yani herhangi bir neticenin elde edilmesi için lazım olan bütün sebepleri bir araya getirip sonra sebepler bir araya geldi mutlaka netice çıkacak demeyip sahibinden beklemeye sabır denir. Hiçbir şey yapmadan beklemeye sabır denmez. Keza buna da eyvallah diye diye kendimizi fukaralığa... Fukara deyince herkes cep ve cüzdan fukaralığı zannediyor, gönül fukaralığına düşmeyelim... Peki toprak mı feth edelim? diyen veya düşünen az beyinliler çıkacaktır... Hayır... Serdar Tuncer: Kuşları sevdiğinizi mi anlamalıyım bu cümleden? Ömer Tuğrul İnançer: Tabi, kuş hürdür, hududu yoktur. :) Yani buraların devlet hududu dışında olması, gönül hududu dışında olmayı gerektirmez. Çünkü... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Türkiye İslam Dünyasının Ağabeyidir - B51 - Dinle Neyden | Ömer Tuğrul İnançer

    Türkiye İslam Dünyasının Ağabeyidir - B51 - Dinle Neyden | Ömer Tuğrul İnançer

    Ömer Tuğrul İnançer Dinle Neyden'in bu bölümünde Serdar Tuncer ile birlikte sizlere Üsküp şehrinden sesleniyor. Dinle Neyden'in bu bölümünde başlıca şunlar konuşuldu; "Bu aşk bir bahr-i ummandır Buna hadd-ü kenar olmaz Delilim sırr-ı Kur'andır Bunu bilende ar olmaz" Serdar Tuncer: Efendim hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Dinle Neyden'de bu program size Üsküp'ten sesleniyoruz. Biraz serince bir havada ev sahibimizi bekliyoruz. Kıymetli hocam teşrif ettiklerinde Dinle Neyden başlayacak inşallah. Bi' bardak çay da içimizi ısıtır diye düşünüyoruz burada... Çaylar da geldi. Çay tiryakiyle beraber geliyor, gelişinizle çay geldi... :) Ömer Tuğrul İnançer: Aman estağfurullah, teşekkür ederim. :) Serdar Tuncer: Biraz serince bir hava... İnşallah sizi üşütmeyiz efendim. Ömer Tuğrul İnançer: Yok. Gönlümüz sıcak olunca beden zaten çok üşümez. Serdar Tuncer: Buralarda gönül sıcak oluyor ister istemez dimi? Ömer Tuğrul İnançer: Şimdi bak, bu çarşı... Ben Bursa'da büyüdüm. Kapalı Çarşı'nın devamı vardır ama kapalı olmayan onun da adı uzun çarşı. Bu çarşı biz Türklerin adeta ortak bir alanı. Burada Üsküp'te bu devam ediyor, malum Saraybosna'da Başçarşı tabir edilen en mutena yerdir. Kosova'da çok büyük bir çarşı varmış şimdi boş duruyor. Neden? Bu göçler Kosova'nın nüfusunu ve civardan gelen köylerin nüfusunu azaltmış. Köylüler hep şehirlere, kasabalara gelmişler. Bütün dünyada bu var ama bu çarşının hükmi şahsiyeti çok önemli. Bursa'da Kapalı Çarşı yangını olduğu zaman ben ilkokuldaydım. Ahmet Cevdet Paşa'nın, Bursa'daki büyük zelzele, Sultan Abdülaziz Han zamanında Ulu Camii'nin kubbelerinin indiği zelzelede... Bu zelzelede Osmanlı'nın dibacesi yıkıldı diyor. Bursa'da da çok ciddi bir çarşı terbiyesi vardı... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Türk Zaptetmez, Fetheder! - B50 - Dinle Neyden | Ömer Tuğrul İnançer

    Türk Zaptetmez, Fetheder! - B50 - Dinle Neyden | Ömer Tuğrul İnançer

    Ömer Tuğrul İnançer Dinle Neyden'in bu bölümünde Serdar Tuncer ile birlikte sizlere Prizren şehrinden sesleniyor. Dinle Neyden'in bu bölümünde başlıca şunlar konuşuldu; Serdar Tuncer: Efendim, bir şehir içinden ırmak aktığı vakit şiir gibi bir şey oluyor. Bir şehir içinde maziden izler taşıdığı vakit bir şiirin bestelenip icra edildiği güzel bir musiki endamına bürünüyor. Ve bir şehir aradan geçen asırlara rağmen hala kendisini muhafaza ettiği vakit dilden dile dolaşan çok güzel bir şarkının ezgileri haline geliveriyor. Hangisini kabul ederseniz... İşte öyle bir şehirdeyiz, işte öyle bir diyardayız. Yeni dönemin ilk Dinle Neyden'ini Prizren'de, Kosova'mızda çekiyoruz ve buradan sizlere merhaba diyoruz. Efendim hoş geldiniz, hoşa geldiniz, safalar getirdiniz, safa verdiniz... Ömer Tuğrul İnançer: Bir de böyle konsolosluğumuzda dalgalanan bayrağın dibinde olunca dilden dileden gönülden gönülede intikal ediyor. Nasıl bir efsunkar hal var ki o AYYILDIZ'da insanın sesini titretiyor, gözünü buğulandırıyor. Neymiş şu AYYILDIZ ya! Ve AYYILDIZ'ın hangisi birbirini muhafaza ediyor (yumurta mı tavuk, tavuk mu yumurta)... Ve ecdad yadigarı Sultan Süleyman Han'dan biraz sonra ama Sultan I. Ahmet Han zamanından kalma bir cami: Sinan Paşa... Bir Arnavut delikanlısı... İstanbul'a geliyor... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Dünyaya Geldik Gitmek İçin - B49 - Dinle Neyden | Ömer Tuğrul İnançer

    Dünyaya Geldik Gitmek İçin - B49 - Dinle Neyden | Ömer Tuğrul İnançer

    Ömer Tuğrul İnançer Dinle Neyden'in bu bölümünde Serdar Tuncer'in sorularını cevaplıyor. Dinle Neyden'in bu bölümünde başlıca şunlar konuşuldu; Serdar Tuncer: Efendim merhabalar. Hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Bir Dinle Neyden programında kıymetli hocamla, Ömer Tuğrul İnançer Bey hocamla birlikteyiz ve mevcut yayın döneminin son Dinle Neyden'i için huzurlarınızdayız. Yeni yayın döneminde inşallah biraz daha farklı bir formda, daha farklı bir içerikle, daha farklı diyarlardan Dinle Neyden ile sizlere sesleneceğiz. Efendim, evinize hoş geldiniz, safa getirdiniz, şeref verdiniz. Ömer Tuğrul İnançer: Eyvallah. Safaya geldik, estağfurullah. Serdar Tuncer: 1 yıl boyunca Allah razı olsun vakit ayırdınız, lütfettiniz... Ömer Tuğrul İnançer: Estağfurullah. Sizi davete layık buldunuz biz onun için teşekkür ederiz... Serdar Tuncer: Estağfurullah. İstifade ettik, güzel sohbetler oldu ama geride kalan bir yıl boyunca konuştuklarımızı bi Hülasa edecek olursak... Biz bu programı niçin yapmıştık, nelere konuştuk, istediğimiz ne kadar oldu, eksik kalan bir şey var mı?... Neler söylemek istersiniz? Ömer Tuğrul İnançer: Mutlaka eksik kalan bir şey vardır da o eksiği tespit etmek için özel oturup çalışmak lazım. Mükemmeliyet Hakk'a aittir. Beşerde mükemmeliyet olmaz. Beşeri ölçüler içinde mukayese edilerek daha mükemmele yakınlık temin edilebilir ama bizim gayemiz neydi? Bi takım cazibe unsurları, çekicilikler bularak insanların dikkatini çekmek... Şimdi, Mesnevi-i Şerif ve Hz. Mevlana özellikle Aralık ayındaki ve artık diğer zamanlarda da yapılan merasimlerle (bu merasime devlet ricalininde iştirakiyle) bir gündem teşkil eder hale geldi ve bi cazibe noktası oldu... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Kemalat Teferruattan Doğar - B48 - Dinle Neyden | Ömer Tuğrul İnançer

    Kemalat Teferruattan Doğar - B48 - Dinle Neyden | Ömer Tuğrul İnançer

    Ömer Tuğrul İnançer Dinle Neyden'in bu bölümünde Serdar Tuncer'in sorularını cevaplıyor. Dinle Neyden'in bu bölümünde başlıca şunlar konuşuldu; Serdar Tuncer: Efendim merhabalar. Dinle Neyden başlıyor... İki bölümdür takip edenler hep sormak istediğim halde bir türlü sormaya sıra gelemeyen bir sorum olduğunu biliyorlardır. Hemen hoşgeldin der demez bu defa o soruyu soracağım. Efendim hoşgeldiniz. Ömer Tuğrul İnançer: Hoşbulduk, sual ne? :) Serdar Tuncer: Hemen arz edeyim :) Selam bahsinden, nasılsından gelmek istediğim yer hep şurasıydı... "Kemalat teferruattan doğar" diye bir güzel hikmet var. İnsan için de böyle, devlet için de böyle, medeniyet için de böyle... Ne demek efendim kemalatın teferruattan doğması? Ömer Tuğrul İnançer: Biz, dört duvar, bir zemin ve bir çatıda oturabiliriz, zarureti böyle karşılayabiliriz yani barınma zaruretini... İhtiyacın karşılanması ise teferruat ile olur. İnsanın ihtiyacı bitmez. Bu hususta en önemli kaidelerden biri de şudur, bi çok kaidesi var da; para arttıkça ihtiyaç artar yani maddi imkan yükseldikçe ihtiyaçlar çoğalır onun için ihtiyaçla zarureti ayıracağız. Arz ettiğim gibi barınmak çok önemli. Soğuğu var, sıcağı var, yağmuru var... Dört duvar hatta İstanbul surlarında çok görürüz duvarın biri eski sur, üç duvar, bi zemin, bi çatı tamam. Peki, içinde oturulacak halı da koyabilirsin, kilim de koyabilirsin, keçe de koyabilirsin o zemin. Renklerini? Namütenahi... Sandalye, alçak hasır sandalye koyabilirsin, gaz tenekesini ikiye böler üstüne gazete kağıdı koyar üstüne oturabilirsin, doğru dürüst bir koltuğa oturabilirsin... Bitmiyor. Duvarını şöyle boyarsın, şöyle bi eşya asarsın, biblo koyarsın, sehpa koyarsın filan... Bütün bunların hepsi yani zaruretin üstündeki ihtiyaçların giderilmesinde... Ahenk gözetilmeli midir, gözetilmemeli midir? Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Bir İnsanın Büyük Olduğu Nasıl Anlaşılır? - B47 - Dinle Neyden | Ömer Tuğrul İnançer

    Bir İnsanın Büyük Olduğu Nasıl Anlaşılır? - B47 - Dinle Neyden | Ömer Tuğrul İnançer

    Ömer Tuğrul İnançer Dinle Neyden'in bu bölümünde Serdar Tuncer'in sorularını cevaplıyor. Dinle Neyden'in bu bölümünde başlıca şunlar konuşuldu; Serdar Tuncer: Efendim merhabalar. Bir önceki programı seyredenler hatırlayacaklar ki efendim afiyette misiniz? peşinden bi sual soracaktım onu diyemeden program bitti. Acaba bi önceki programda ne konuştular diyenler bu bittikten sonra bi önceki programada bi bakıversinler. Soracağım şeye gelirsek şuydu... Önce hoş geldiniz diyeyim sonrasında efendim bu nasılsın bahsi bugün birini görüyoruz nasıl olduğunu merak etmesekte nasılsın diye soruyoruz, o da iyi olmasa bile iyiyim diyor halbuki Kudema herkese nasılsın demezmiş derdini çözebileceğini nasılsın diye sorarmış bi de küçük büyüğe nasılsın diye soramazmış edeben, afiyette misiniz diye sorarmış... Ömer Tuğrul İnançer: Selam da öyledir. Bugün küçük büyüğe selam veriyor askerlikten alışkanlık olarak belki de halbuki selamı büyük küçüğe verir hakikatte çünkü büyüğün ahvali göründüğü gibi değildir. Bir zikir meclisinde Hz. Abdülkadir Efendimiz de hazirundan ama halkaya dahil değil misafir gelmiş, kaynamış öyle zuhurat olur... Hazret gayet vakur oturuyor, herkes kaynamış. Oradan münasebetsizin biri size hiç tesir etmedi mi efendi amca? Tanımıyor herhalde... Böyle duruyorsunuz? Ayetle cevap vermiş Hazreti Abdülkadir; "Siz dağları yerinde durur görürsünüz, onlar hep hareket halindedir." Cevap bu kadar. Onun için büyüklerin içinde bulunduğu hali bilemeyiz. Zikirde midir, tefekkürde midir, tatilde midir? Tatilini de bozma ya! Selam verirsen almak mecburiyetinde olduğu için kendi meclisi bozulur, bu meclisleri de bilmiyoruz hiç... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Göz Ruhun Penceresidir, Yalan Söylemez - B46 - Dinle Neyden | Ömer Tuğrul İnançer

    Göz Ruhun Penceresidir, Yalan Söylemez - B46 - Dinle Neyden | Ömer Tuğrul İnançer

    Ömer Tuğrul İnançer Dinle Neyden'in bu bölümünde Serdar Tuncer'in sorularını cevaplıyor. Dinle Neyden'in bu bölümünde başlıca şunlar konuşuldu; Serdar Tuncer: "Dinle neyden kim hikâyet etmede Ayrılıklardan şikâyet etmede Şerha şerha eylesün sinem firâk Eyleyem ta şerh-i derd-i iştiyâk" Efendim, Dinle Neyden'e hoşgeldiniz, safalar getirdiniz. Bu defa bir değişiklik olsun istedik. Değişikliğin tek sebebi var; fakir hani isminizin kimin isminin hizasına yazıldığı önemlidir, kimin yanında durduğunuz mühimdir ya Dinle Neyden'in sahibinin yanında durmak, yanında görünmek benim için kıymetli o böyle bir tarihlere not düşsün, bir vesika halini alsın diye bugün maalesef bendenize de katlanmak durumunda kalacağınız bir Dinle Neyden programı yapacağız... Şimdi bir soru sormam lazım aslında da sunucuların sorması gereken onu sormayacağım çünkü asıl soracağım soruya mani bi şey yapmış olurum o zaman... Afiyette misiniz diye soracağım, nasılsınız demeyeceğim. Ömer Tuğrul İnançer: Elhamdülillah. Elhamdülillahi ala külli hal. Ne kadar başımıza ne sıkıntı gelirse gelsin biraz Kısas-ı Enbiya okuyan, biraz Hz. Fuzuli'nin Hadikatü's Süeda'sını okuyan şükrünün ne kadar çok artması lazım geldiğini inşallah idrak eder. Hiç bir Peygamberin çektiği belayı çekmiyoruz! Peygamber! Daha ötesi yok... Hacı Bayram-ı Veli Efendimiz buyuruyorlar ki; "Bir velinin başının uzanacağı en yüce nokta bir Nebi'nin ayak ucudur." Çünkü Nebi, Peygamber vahiye mazhar. Bundan daha yükseklik yok ama Hz. Adem'den (a.s) itibaren Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya'sı en yani daha kolay takip edilebilir bir kitap veya Hadikatü's Süeda yani sadece değil kendi çoluk çocuğu Evlad-ı Resul'ün çektikleri dünyada... Bunların hiç biri bizim başımızda yok onun için bu kadar şikayet nankörlük olur. Madem ki programın adı Dinle Neyden biz de Mesnevi-i Şerif'ten örnek verirsek birinci ciltte daha nankörlükten, nankörün zararının sadece kendisine dokunmayacağını, etrafına da sirayet edeceği hakkında Hz. Musa (a.s) kavminin hazır Kudret helvası ve Bıldırcın kebabı yerken işte bakla isteriz, soğan isteriz, sarımsak isteriz... Efendim, o münasebetsizlikle isteyenler azınlıkta diğer çoğunluk razı ama o az miktarda olan nankörler yüzünden hepsi birden aynı cezaya çarptırılıyorlar. Ceza ne? Ben size emeksiz rızık veriyordum şimdi rızkınızı emeğe bağladım! İşte nankörlük bugün çok, şükürsüzlük çok... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Mevlevilik Nedir / Ne Değildir? - B45 - Dinle Neyden | Ömer Tuğrul İnançer

    Mevlevilik Nedir / Ne Değildir? - B45 - Dinle Neyden | Ömer Tuğrul İnançer

    Ömer Tuğrul İnançer Dinle Neyden'in bu bölümünde "Mevlevilik nedir ve ne değildir?" sorularını cevaplıyor. Ömer Tuğrul İnançer bu bölümde başlıca şunları söyledi; Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi, mağfireti ve Nusreti cümlemizin, cümle Ümmet-i Muhammed'in üzerine olsun... Nusret deyince, safer... Emeğin karşılığında elde edilen her şey Nusrete girer yani emeğim kıymetini bilmek için sonradan insanların icad ettiği bir takım istler ve izmlere lüzum yok, müslüman olmak yeter... Amelenin teri kurumadan hakkını ödeyin diyen bir Peygamberin (s.a.v) ümmeti olmak emeğin değerini bilmek için yeter, artar bile. Keşke anlayabilseydik... İşte Nusret, bir takım çalışmaların sonucunda genellikle harp için kullanılır ama genelde gayretin sonucunda elde edilen başarıdır... Hz. Mevlana her müslüman gibi, her müslümanın olması lazım geldiği gibi çok gayretli ve çalışkan bir zattır. Sadece yazdığı kitaplara bakarsak pek çoğumuz onun yazdığı kitap kadar kitap okumamışızdır. Bu gayretlerin neticesinde bir oluşum olmuş, bu oluşuma da mevlevilik denmiş. Hz. Mevlana, malum önce tasavvuftaki şu kaideyi bilmemiz lazım; herkesin kabı, kapasitesi farklı. DNA gibi, parmak izi gibi vesaire... Kapasitesini doldurup taşanlar etraflarını sulayabilirler, taştıklarıyla etraflarını faydalandırabilirler. Diyelim ki beş kiloluk bir kap yarı yarıya dolu yani iki buçuk kilo var, burada da bir kiloluk bir kap ve dokuzyüz grama kadar gelmiş ve bir kiloyu da tamamlamış, taşmaya başlamış... Biz dışarıdan bakanlar o bir kilo ile iki buçuk kiloyu mukayese ediyoruz ve bu daha büyük zannediyoruz, hayır. O zat, beş kiloluk kaba sahip olan zat henüz yarıya kadar dolmuş, bu bir kiloluk, hatta on gramlık kabı var ama on gramı doldurmuş ve taşıyor. O etrafa fayda sağlar... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Hz. Mevlana Kimdir? - B44 - Dinle Neyden | Ömer Tuğrul İnançer

    Hz. Mevlana Kimdir? - B44 - Dinle Neyden | Ömer Tuğrul İnançer

    Ömer Tuğrul İnançer Dinle Neyden'in bu bölümünde "Hz. Mevlana nedir ve ne değildir?" sorularını cevaplıyor. Ömer Tuğrul İnançer bu bölümde başlıca şunları söyledi; Aziz dostlarımızı Kemal-i hürmet ve muhabbetle selamladıktan sonra geçen sohbetimizde Hz. Mevlana'nın ne olduğuna dair bir iki işarette bulunabilmiştik, dilerseniz şimdi de olmadığına dair yine işarette bulunalım... Hz. Mevlana, yeganeleştirilmek istenen bir zat değildir. Bugün pek çok yanlışlıklara şahit oluyoruz. Efendim, biz mevleviyiz tamam, iyi, Allah mübarek etsin. Nasıl mevlevisiniz? Ama bizim dinimiz hristiyan... Mevlevilik bir felsefe değildir, Hz. Mevlana bir filozof değidir! Bir de yakıştıramadıkları için bir takımı büyük düşünür, böyle büyük düşünüyormuş... Biz düşüncelerimizden mesul değiliz, yaptıklarımızdan mesuluz. Düşünmek fiile intikal etmedikten, davranış biçimi haline gelmedikten sonra hiç bir şey ifade etmez. Onun için bu nevi zamanımız kişilerine atfedilen sıfatlar Hz. Mevlana hakkında kullanılamaz, kullanılmamalıdır... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Hz. Mevlana Kim Değildir? - B43 - Dinle Neyden | Ömer Tuğrul İnançer

    Hz. Mevlana Kim Değildir? - B43 - Dinle Neyden | Ömer Tuğrul İnançer

    Ömer Tuğrul İnançer Dinle Neyden'in bu bölümünde "Hz. Mevlana nedir ve ne değildir?" sorularını cevaplıyor. Ömer Tuğrul İnançer bu bölümde başlıca şunları söyledi; Vakti şerif hayrola, hayırlar feth ola, şerler def ola... diye söze başlarsak bütün tasavvuf ekollerinde kullanılan gülbank yani müreddep dua, tertip edilmiş özel duanın müşterek giriş sözlerini söylemiş oluruz... Bu aynı zamanda bir selam ifadesidir yani selam olsun, yani evvel selam, bade kelam... Efendim, çocukluğumuzda kısadır diye sadece o açıdan bakarak öğrendiğimiz hakikatte Kur'an'ın kalbi gibi olan İhlas Suresi var malum, bi de Fatiha'yı hem dua niyetine, hem bir işin başlangıcının hayırlı olması niyetiyle, hemde sure niyetiyle okuyoruz. Allah, Fatiha-i Şerif'te ne olduğunu anlatıyor, İhlas-ı Şerif'te hem ne olduğunu, hem ne olmadığını anlatıyor... Şimdi, Hz. Mevlana kimdir ve ne değildiri konuşalım... Tabi bir sohbet hududuna, zamanına sığmayabilir biz evvela nedirden başlayalım isterseniz... Kısmet olursa ne değildiri de bi başka sohbette konuşuruz... Biliyorsunuz her zaman söylediğimiz şeriatsız tarikat olmaz, olursa ben yaptım oldu kabilinden batıl olur, tarikatsız şeriatta atıl olur o da ayrı bir bahis... Dolayısıyla bir tarikat kurucusu sözü fevkalade yanlıştır. Çünkü daha önce de söylemiştik; Tarikat turşu değildir, kurulmaz! İçtihat yapılır. O içtihata gönül verip, akıl verip kabul edenler dahil olurlar, gönül ve akıllarını vermeyenler dahil olmazlar. Dolayısıyla Hz. Mevlana'da mevlevilik yolunun müçtehididir... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Kazancımız Helal mi Haram mı? - B42 - Dinle Neyden | Ömer Tuğrul İnançer

    Kazancımız Helal mi Haram mı? - B42 - Dinle Neyden | Ömer Tuğrul İnançer

    Ömer Tuğrul İnançer Dinle Neyden'in bu bölümünde "Helal Kazanç" bahsini anlatıyor. Ömer Tuğrul İnançer bu bölümde başlıca şunları söyledi; Efendim malumunuz dünyanın bizatihi kendisi bir istasyon gibidir. Bi yandan gelen olur, bi yandan giden olur... İnsanın kendisi de istasyon gibidir. Bi yerlerden gelir, bi yerlere gider... Dünyanın işini dünyalık görür yani para görür. Paranın nereden geldiğini öğrenmek erbabı için kolaydır nereye gittiğine bakarlar. Harama gidiyorsa gelişi de haramdır o kadar kolay, helale gidiyorsa gelişi de helaldir. Bazen istisnalar olur çünkü istisnalar kaideleri bozmaz derler hayır o laf eksik; istisnalar kaideleri kuvvetlendirir. Biz helal kazanmakla yükümlüyüz de acaba para harcamayı biliyor muyuz? Bunun bir görgüsü, bir terbiyesi yok mu?... Çok değil 65-70 sene önce, benim çocukluğumda mahallelerde hali vakti yerinde olanlar da olmayanlar da beraber otururlar, çocukları beraber oynar, arada ufak tefek çocukluk münakaşaları özellikle topun sahibi kimse onun hakimiyeti top benim seni oynatırım, seni oynatmam... Tabi olacak gayet tabi şeyler ama bi arada olunur idi ve bu bi arada oluşla bir görgü farkı, zenginle fakirin görgü farkı olmazdı çünkü eve gelen gıda bile açıkta gelmezdi. Ben memur çocuğuyum. Babam iki tane muz alır, yarısının yarısını annem, yarısını babam yer, bir buçuğu biz kardeşimle paylaşırdık çünkü muz çok pahalı ve nadir gelirdi o zamanlar. Babam iki tane muz alırken eve yandaki zengin komşu hevenkle muz getirmezdi evine, getirirse bile kapalı getirirdi... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...