MyMecra
Beraber Yürüyelim / Bizi Takip Edin

Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

12 Video Bulunuyor

Bu programda yüzyıllardır anlatılan, her anlatılışta yeniden canlanan ve bir hikmete, bir inceliğe can katan hikayelerimizden bir demet bulacaksınız. Serdar Tuncer, 25 yıldır ekranlarda ve sahnelerde anlattığı hikayeleri yeni bir üslup, özgün bir formla yeniden beğenimize sunuyor. “Biri Bir Gün” şimdiden bir MyMecra klasiği...

  • Zamanı Büken Allah Dostu - B61 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Zamanı Büken Allah Dostu - B61 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer, bu hafta Biri Bir Gün'de Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin (k.s) merkad-i şeriflerinden sesleniyor sizlere... Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları anlattı; Selamun Aleyküm erenler ve dahi erenlere gönül verenler demeyeceğim çünkü bir erenin huzurundan sesleniyorum... Buradan bakınca size erenler diye selam vermem edepsizlik olur. Şöyle diyeyim; Selamın aleyküm erenlere gönül verenler ve dahi erenlere gönül verenleri sevenler hatta ve hatta erenlere zinhar laf ettirmeyenler... Neredeyiz biliyor musunuz? Kutb-u Rabbani, Muhyiddin, Sultanü'l Evliya, Gavsü'l Azam, Seyyid Abdülkâdir Geylânî (k.s) efendimizin merkad-i şeriflerinin eşiğinin başındayız. Şu kapının arkasında Abdülkâdir Geylânî efendimizin (k.s) kabr-i şerifleri var. Bu Biri Bir Gün'ün sonunda içeri girip beraberce inşallah Fatiha'larımızı okuyacağız... Irak'tayız, Bağdat'ta. Bağdat, yaşadığı badireler sebebiyle belki pek çoğumuzun gelmekte zorlanacağı, güvenlik ve sair endişelerle gelme sıkıntısı çekebileceği bir yer ama niyazım şu; bu ziyaret vesilesiyle gelemeyecek olanlar da huzura gelip niyazda bulunmuş gibi ecir alsınlar niyazım o... Olur mu böyle bir şey? Olur. Kimi Ahmed seni uzaktan tanır, kimi yaklaşır da kör olur gider. Kimi buralara kadar gelir, kapıdan içeri girer de nasibi yoktur eli boş döner. Boş döndürmezler gerçi, elleri boş bırakmazlar ama kimi de oturduğu yerden öyle bir gönülle, öyle bir muhabbetle, öyle bir bağlılıkla bir niyaz eder, bir boyun büker, bir Fatiha-i Şerife okur ki o alır gider sahibini buluverir... Mekan, söz konusu bu zevat-ı kiram olunca problem değildir tıpkı zamanın da problem olmadığı gibi... Abdülkâdir Geylânî (k.s) efendimizin zamanında yaşayan ilmiyle meşhur zatlardan birisi Hz. Abdülkâdir'i bir Cuma günü gidip sualleriyle bunaltmak istemiş. Vardır böyle. Evliya-i Kiram Hazeratının münkiri vardır, olması da usuldendir. Niçin?... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Eyvallah Baba’nın Hikayesi - B60 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Eyvallah Baba’nın Hikayesi - B60 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer, bu hafta Biri Bir Gün'de Eyvallah Baba'nın hikayesini anlatıyor. Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları anlattı; Selamın aleyküm erenler ve dahi erenlere gönül verenler hatta ve hatta Ramazan günlerinde başına bir şey gelecek olsa ben oruçluyum demesini bilenler. Efendimiz (a.s.m) öyle diyor: Biri size kötü söz söyleyecek olursa, kavgaya sebep olacak bir mevzu açılacak olursa o kişi ben oruçluyum desin. Bunu iki şekilde yorumlamak mümkündür Allah-u Alem... Edeben Efendimiz'in (a.s.m) dediği şu manaya geliyor demek haddi aşmaktır, hadsizliktir. Onun için bir ihtiyat payı bırakmak lazım. İhsan Fazlıoğlu hoca diyordu ya; Yorum, doğru anlamaktan ziyade yanlış anlamama çabasına verilen addır... Efendimiz (a.s.m) söz konusu olduğunda, Ayet-i Celile'ler söz konusu olduğunda hatta ve hatta Evliya-i Kiram hazeratının kelam-ı kibarı söz konusu olduğunda burada kastedilen mana budur demek haddi aşmaktır, ukalalıktır. Ya kastedilen mana o değilse, ya onun üstünde bir mana varsa, ya onun ötesinde bir şey zikrediliyorsa, ya senin kastedilen mana budur dediğin şeyin tam aksi istikamette bir şey Allah ve Resulünce murad ediliyorsa kime iftira etmiş olsun... Edep güzeldir, haddini bilmek güzeldir. Onun için olaki diye söylerler, belki murad edilen manalardan birisi de bu olabilir. Ne o? Efendimiz diyor ki; Oruçluyum desin... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Kimi Sevdiğine Dikkat Et! - B59 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Kimi Sevdiğine Dikkat Et! - B59 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer, bu hafta Biri Bir Gün'de "Dünyanın En Günahsız İnsanı" hikayesini anlatıyor. Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları anlattı; Selamın aleyküm erenler ve dahi erenlere gönül verenler hatta ve hatta erenlere gönül verenleri sevenler, hiç olmazsa onlara laf ettirmeyenler ve dahi Ramazan-ı Şerif'i ihya etme derdine düşenler... 1443 Ramazan'ı çıkmış gelmiş. Hoş helmiş safalar getirmiş getirmiş. Gerçi yanlış bir şey söyledim; Ramazan-ı Şerif ihya edilir mi? Hayır. Ramazan'ı Şerif'in ihya ettiklerinden olunur. Ramazan ihya edilmez, ihya eder. Kimi ihya eder? Kendisini ihya etmeye çalışanları ihya eder . Bu da tekerleme gibi oldu; aramakla bulamazsın ancak bulanlar yine arayanlardır demiş ya Beyazıd-i Bestami Hazretleri derin sözdür bilene, anlayana... Ramazan-ı Şerif'i ihya etme dedine düşmek lazım. Her Ramazan geldiğinde gelir kalbime şöyle bir sızı oturur hani deriz ya Cenab-ı Hakk yeni Ramazanlar'a kavuştursun fakat bir düşünün şöyle bir hatırlayın; bu duayı beraber ettiğimiz nice kimseler varki bu Ramazan yanımızda değiller. Mübarek 11 aylarda emr-i Hakk vaki oldu, Allah-u Teala'ya göçtüler... Bu Ramazan yoklar... Hani ömrün hayırlı ve uzun olanı istenir ya biraz da bunun için istenir. Ne kadar çok Ramazan-ı Şerif, ne kadar çok Ramazan-ı Şerif'i ihya etme derdine düşmek o kadar güzellik... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Biz Azizlerdeniz - B58 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Biz Azizlerdeniz - B58 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer, bu hafta Biri Bir Gün'de Ya'kûb-u Çerhî (k.s) Hazretlerini anlatıyor. Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları anlattı; Selamın aleyküm erenlere gönül verenler, erenlerin diyarından selamın aleyküm üstelik... Çok güzel, çok safalı, çok muhabbetli bir beldeden sizi selamlıyoruz bu Biri Bir Gün'de... Malumunuz, Şerefü'l Mekan Bi'l Mekin buyurulmuş; Mekanın şerefi o mekanda bulunan kişiyle kaimdir, o kişiyle vardır... Duşanbe'deyiz. Tacikistan'ın başkentinde. Ve Nakşibendi silsilesinin, Altun Silsile'nin büyüklerinden Mevlâna Ya'kûb-u Çerhî'nin (k.s) kabr-i şerifinin yanı başından sesleniyorum size... Hep erenlere gönül verenleri, hep erenleri selamladık ama takdir-i Hüda Mevlâ nasip etti şimdi işte o erenlerden birisinin yanı başından erenlere gönül verenlere merhaba demek nasip oluyor... Ya'kûb-u Çerhî Efendimizin kabrinin başında dururken böyle boynumu büktüm dedim ki; Efendim, biz zor zamanların çocuklarıyız. Herat'a gidip, Kahire'ye gidip ilim tahsil etmek, Buhara'ya gelip fetva icazetnamesi alacak hal bize nasip olmadı... Ve dedim ki; Efendim, kimse bizim başımıza bir külah koymadı bizi unutma diyerek... Kimse gideyim mi dediğimiz vakit bize git demedi yere çizgiler çekerek... Oturup saymadık o çizgiler çift midir tek midir diye... Bir tefeül açmadık... Şah-ı Nakşibend'in (k.s) dergahında sabaha kadar gözyaşlarıyla kabulümüz için yalvarıp yakarmak bize nasip olmadı, bütün bunlar size nasip oldu, Mevlâ bu devleti size nasip etti... Boynumu büktüm dedim ki; Resulullah Efendimiz (s.a.v) sizi kırmaz, onun Rabbi sizi geri çevirmez... Bizim, bizi sevenlerin, bizi takip edenlerin, Ümmet-ü Muhammed'in istikameti için, affı için ne olur ricacı olun... Mevlâ, sevdiklerinin hatırına, sizlerin duaları bereketi hatırına bizleri de sizlerin yolunuzdan ayırmasın... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Yokken Veremeyen, Varken Hiç Veremez! - B57 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Yokken Veremeyen, Varken Hiç Veremez! - B57 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer, bu hafta Biri Bir Gün'de Hâce Ubeydullah Ahrâr (k.s) Hazretlerini ve kıssalarını anlatıyor. Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları anlattı; Erenlerin diyarından selamın aleyküm erenlere gönül verenler ve dahi erenlere gönül verenleri sevenler. Semerkand'dayız... Hâce Ahrâr-ı Veli'nin (k.s) kabr-i şerifinin de bulunduğu mezarlık ve külliyenin içindeyiz. Hemen arkamda gördüğünüz yer bir medrese, yanı bir cami ve karşıda hazretin merkad-i şerifi... Şimdi insan onların huzurunda olunca size böyle selamın aleyküm erenler diye söze başlayamıyor. Niçin? Hakiki erenlerin huzurundasın, söylesem sizde rahatsız olursunuz, söylerken bende rahatsız oluyorum kaldı ki böyle bir yere gelince insan kendisine de muhataplarına da erenlere gönül verenler derken bile bi tereddüt ediyor ah diyor o gönül vermeyi ne kadar becerebildik, ne kadar yapabildik ki bunu ama bu da güzeldir... İnsan, bilemedim diyecek. Bilenleri görünce diyor ki benim bildiğim bilmek değilmiş. Bulanları bulunca diyor ki benim bulduğum bulmak değilmiş. Olanları görünce diyor ki benim olduğum olmak değilmiş... O kadar bedeller ödenmiş, o kadar çileler çekilmiş, o kadar ömürler verilmiş ve bu işlerin içerisine öyle bir muhabbetle, öyle bir aşkla, öyle bir şeyi hiç eyleyerek girmişler ki insan dönüp kendisine ben onları seviyorum derken bile böyle bir mahcup olarak bizim sevmemizden ne olacak sanki... Boyun büktürüyor... İşte bu büyüklerle beraber olmanın zahiren, batınen bu yakınlığın güzel taraflarından birisi bu... Huzurunda olduğumuz Hâce Ubeydullah Ahrâr (k.s), hani bir Ayet-i Celile var; "Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve sadıklarla beraber olun." Hazretim, bu Ayet-i Celileyi yorumlarken derlermiş ki: Sadıklarla beraber olmanın iki yolu vardır; Bir, onlarla zahiren beraberlik. Yanlarında bulunmak, ellerinden, eteklerinden tutmak, civarlarında bulunmak, onlarla vakit geçirmek, zahiri birliktelik. Ama ikincisi kalbi bir bağ, kalbi bir birliktelik. Asıl istifade işte bu kalbi bağın oluşmasıyla oluyor diyor çünkü... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Sevilen Sevmezse, Seven Sevemez! - B56 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Sevilen Sevmezse, Seven Sevemez! - B56 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer, bu hafta Biri Bir Gün'de Hâce Alâeddin Attâr (k.s) Hazretlerini anlatıyor. Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları anlattı; Erenlerin diyarından selamın aleyküm erenlere gönül verenler. Özbekistan'ın Tacikistan sınırına 50 km kadar mesafedeki Denau bölgesinde Hâce Alâeddin Attâr'ın (k.s) huzurundan size sesleniyoruz. Merhaba efendim, hoş geldiniz. Bir gün Hâce Alâeddin Attâr (k.s) Şah-ı Nakşibend Efendimizin huzurunda otururlarken (Alâ dermiş Şah-ı Nakşibend Hazretleri, Alâeddin Attâr Hazretlerine) Alâ demiş, gel. Oturmuş dizinin dibine, gözlerini dikmiş gözlerine... Muhabbet bizden size midir, sizden bize midir? diye sormuş. Ben mi seni seviyorum da sen beni sevebiliyorsun yoksa sen mi beni sevdiğin için bende seni seviyorum minvalinde bir soru. Alâeddin Attâr Efendimiz (k.s) belki şöyle düşünmüş olacak ki; onların bizi sevmeye ihtiyaçları yok, bizde onlar tarafından sevilecek bir hal yok. O benim neyimi niye sevsin ki?... Bu düşünce içerisinde gerçi Evliya-i Kiram Hazeratı da bir an kalbi boşluğa düşürürler ve oradan öğretmek istedikleri bir şey var, belki Şah-ı Nakşibend Efendimizin orada bir cilvesi de var... Bir an boşluğa düşerek demiş ki; Efendim, bizden size olsa gerektir, biz sizi seviyoruz... Şah-ı Nakşibend (k.s.); Öyle mi? buyurup, rivayet o ki elini Alâaddin Attar Hazretlerinin omzuna koymuş. O elin omuza dokunuşuyla beraber nasıl bir tasarrufsa artık öyle bir hal yaşatmışki Alâeddin Attâr'ına, Hâce Alâeddin Attâr (k.s) o an kendimi bomboş hissettim diyor. Muhabbet manasına hiçbir şey göremedim kalbimde, boşluğa düştüm... Bir müddet sonra elini çekti omuzumdan ve bana eski halimi iade etti. Hafif tebessümle buyurdu ki; Seven sevmezse, sevilen sevemez! Yani eğer maşuktan aşığa bir muhabbet olmayacaksa, olmamışsa aşığın maşukuna duyduğu muhabbet onun vuslatına sebep olmaz, onunla vuslat gerçekleşmez. Muhabbet, büyükten küçüğedir. Büyük küçüğü sever de küçük o sevgiden kendi gönül aynasına yansıyanla, kendisine düşenle sarhoş olur ve o sarhoşluk içerisinde ben sevdim zanneder halbuki seven büyüktür... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Şeytan da İnsanı Cennete Götürür - B55 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Şeytan da İnsanı Cennete Götürür - B55 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer, bu hafta Biri Bir Gün'de "Allah'ın Sevdiği Kuluna 5 Öğüdü" hikayesini anlatıyor. Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları anlattı; Selamın aleyküm erenler ve dahi erenlere gönül verenler hatta ve hatta darlık zamanında olduğu gibi genişlik zamanında da Rabb'ini anması gerektiğini bilenler... Sadece bilmem yeter mi? Yetmez. Bunun da hakkını verenler... Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam bir Hadis-i Şerif'lerinde buyuruyor ki; Genişlik zamanlarınızda yani rahat olduğunuz, keyfinizin gıcır olduğu her şeyin tamam olduğu, oh dediğiniz zamanlarda Allah'ı zikredin, Allah'ı anın. O anından kasıt nedir acaba? Namazınızı kılın, orucunuzu tutun, zekatınızı verin, tesbihatınızı yapın, emredilenleri yapın, Hakk'ı zikredin ki darlık zamanınızda da Allah sizi ansın. Allah kulunu nasıl anar? İşte dara düştüğü vakit imdadına yetişmesi Allah'ın kulunu anmasıdır. Bi' sıkıntısı, bi' haceti olupta el açtığında Mevla'nın onu lutfedivermesi Allah'ın kulunu anmasıdır. Allah'ta kulunu anar. "Siz beni anın ki bende sizi anayım!" Ayet-i Celile'si belki birazcıkta buna işaret etmektedir. Resul-ü Ekrem Efendimiz (s.a.v) bir gün Sahabe-i Kiram Efedilerimiz ile otururken onlara bir menkıbe anlatıyor... Hani bazen kıssalardan örnek verdiğinizde, menakıbtan bir şey anlattığınızda bazı bu işi çok bilmeyenler dönerler ve şöyle derler; ya kardeşim hep mi kıssa, hep mi menkıbe bu ne böyle! Menkıbe dini, kıssa dini falan... Bu hoş bir yaklaşım değildir. Şundan dolayı değildir; Cenab-ı Hakk Kur'an-ı Kerim'de menkıbe anlatmaktadır, kıssa anlatmaktadır. Hz. Yusuf'unu anlatır, Hz. Musa'sını anlatır, Hz. İbrahim'ini anlatır... Şöyle kabaca bir hesapla baktığınız vakit belki Kur'an-ı Kerim'in %70'i kıssalardan oluşmaktadır. Dolayısıyla kıssa anlatan birisi Allah-u Teala'nın Kur'an-ı Mübin'inde yaptığını yapmaktadır. Ve Resul-ü Ekrem Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam zaman zaman Sahabe-i Kiram Efedilerimize zaman zaman bir kıssa ile bir menkıbe ile geçmiş ümmetlerden birinin başına gelen bir iş ile bir doğruyu tarif eder. Bu da şu demektir; Kıssa anlatan birisi sadece Allah-u Teala'nın Kur'an-ı Kerim'de yaptığını değil aynı zamanda Resul-ü Ekrem Efendimiz'in (s.a.v) yaptığı bir şeyi de yapmaktadır... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Allah’ın Sevdiği Kuluna 5 Öğüdü - B54 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Allah’ın Sevdiği Kuluna 5 Öğüdü - B54 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer, bu hafta Biri Bir Gün'de "Allah'ın Sevdiği Kuluna 5 Öğüdü" hikayesini anlatıyor. Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları anlattı; Selamın aleyküm erenler ve dahi erenlere gönül verenler. Hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Adam, bir dağı yemiş. Altın bir leğen bulmuş, toprağa gömmüş. Ne yaptıysa leğen tekrar toprağın üstüne çıkmış. Bi' kuşu koynunda saklamış adam, bir başka kuşu doyurmak için uyluğundan et kesip ona vermiş. Bir şeye rast gelmiş kokusundan öyle rahatsız olmuş ki kaçmış gitmiş. Bu hafta Biri Bir Gün'ün mevzuu işte budur erenler... Bir salih zat olduğu rivayet ediliyor, belki de Peygamber-i İzam hazeratından birisi... Bunu bilmiyoruz, farklı rivayetler var. Bir gece enteresan bir rüya görmüş. Rüyasında hatiften bir ses, Rabb'ül Alemin ona demiş ki; "Sabah olupta sokağa çıktığın vakit ilk gördüğün şeyi ye. İkinci gördüğün şeyi sakla. Üçüncü gördüğün şeyin istediğini geri çevirme. Dördüncü göreceğin şeyi üzme. Beşinci göreceğinden de kaç." Sabah olmuş, uyanmış bu zat... Gördüğü rüyanın da tesirinde acaba Rabbim bana bu rüya ile ne anlatmak istedi ve nasıl bir tecelli olacak, karşıma ne çıkacak? Bunun merakıyla çıkmış sokağa... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Hızır'a Aşık Olan Adamın Hikayesi - B53 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Hızır'a Aşık Olan Adamın Hikayesi - B53 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer, bu hafta Biri Bir Gün'de "Hızır'a Aşık Olan Adam" hikayesini anlatıyor. Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları anlattı; Selamın aleyküm erenler ve dahi erenlere gönül verenler hatta ve hatta Neyzen Tevfik merhumun; "Hızır'ı ararsan kendinde ara, bulamadım gibi rezalet etme" mısralarının ne manaya geldiğini bilenler. Uzunca bir zaman sonra tekrar MyMecra'da, stüdyodan sizi selamlıyoruz... İyi gezdik. Üsküp, Bakü... Farklı farklı bölümler, en son eve de... Nasrettin hocaya demişler ki: Hocam, senin hanım çok geziyor. Yok yav demiş, iftira ediyorsunuz. Hocam, vallahi çok geziyor. Yok yav iftira ediyorsunuz. Dediğiniz kadar çok gezse arada bizim eve de uğrar demiş... :) Arada eve de uğranıyor. Çıktık, eve de uğradık ve geldik. Nasrettin hoca... Nereden geldik Nasrettin hocaya? :) Tahir Büyükkörükçü hocanın (Allah rahmet etsin. Mekanı cennet, menzili mübarek, makamı âli, komşusu Efendimiz (a.s.v) olsun.) Hizmeti çok bir hocamızdı. Nev-i şahsına münhasır üslubu ile çok güzel vaazlar eden bir zat-ı şerifti. Ümmet-i Muhammed'e hizmeti çoktur, Mevla gani gani rahmet eylesin. Tahir hocanın bir vaazında anlattığı hadiseyi anlatacağım bugün size... Hızır'a (a.s) aşık olan bir adamı anlatıyor, pek de güzel anlatıyor. Onu arz edeceğim... Tahir hocanın anlattığı mevzu şudur... Adamın birisi bir gün Hızır'ı (a.s) görme arzusu düşmüş kalbine. Hızır'a (a.s) aşık olmuş. Gönlüne bir Hızır'ı (a.s) görme arzusu düşmüş. Ah bi nasip olsa da görsem, bi yüzünü görsem... Böyledir, hani Hızır'la (a.s) karşılaşsanız ve bir şey isteseniz Hızır'da (a.s) elini açıp dua etse, rivayet o ki Mevla onun duasını geri çevirmezmiş, onun duası bereketiyle muradınız hasıl olurmuş. Adamın derdi bu da değil. Aşık, Hızır'a (a.s) aşık... Leyla ile Mecnun gibi... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Şehit Olunmaz, Şehit Doğulur! - B52 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Şehit Olunmaz, Şehit Doğulur! - B52 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer, bu hafta Biri Bir Gün'de Azerbaycan milli kahramanı şehit Mübariz İbrahimov'un hikayesini, onun yaşadığı öz diyardan anlatıyor... Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları anlattı; Selamın aleyküm erenler ve dahi erenlere gönül verenler hatta ve hatta toprak dediğini yerin şehitler tarafından kanlarla sulandığı vakit vatan haline dönüştüğünü, bambaşka bir hüviyete büründüğünü bilenler. Jeneriğin hemen öncesinde okuduğum şiir ve şu anda sizi selamlayışımızdan belki tahmin ettiniz bir şehidi, bir güzel adamı, bir kahramanı yad edeceğiz bu Biri Bir Gün'de... Can Azerbaycan'dayız. Bakü sokaklarında dolaşıyoruz. İki devlet, bir millet! Azerbaycan'ımızdayız ve iki gün sonra 26 Şubat tarihi Azerbaycan'da yaşanan büyük bir katliamın yıldönümü. 26 Şubat 1992'de Ermeniler, dağlık Karabağ'a yakın Hocalı'da 613 kardeşimizi şehit ettiler. Kadın, çocuk demeden çok büyük bir katliam yaşandı orada. Bu millet, tarihinin değişik evrelerinde böylesi zulümlerle hep karşı karşıya kaldı... Dönüp baktığınızda sadece Azerbaycan türkleri değil bütün bir türk dünyası, bütün bir islam dünyası bu mazlumluktan ziyadesiyle payını aldı... Bizim tarihimize baktığınız vakit Allah'a Hamd-u Sena'lar olsun bizim yaptığımız bu manada bir katliama rast gelemiyorsunu fakat biz hem millet olarak hem ümmet olarak bu meyandaki zulümlerle hep muhatap olmak durumunda kaldık... Bugün anlatacağım kişi işte o 26 Şubat 1992 yılında, Hocalı'da şehit olanların haberleri televizyondan geçerken henüz 4 yaşlarında olan bir çocuk... Atasıyla, babasıyla beraber haberleri seyrediyorlar ve orada 6 yaşlarında küçük bir kız çocuğu ağlayarak göz yaşları içerisinde ne yaşandığını anlatıyor o gece... Kullandığı ifadelerden birisi şu: Babam, ilk defa ağladığım için bana tokat attı... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Hacca Gitmeden Hacı Olan Eskici - B51 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Hacca Gitmeden Hacı Olan Eskici - B51 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer, bu hafta Biri Bir Gün'de "Üç Yüz Bin Kişinin Haccının Kabul Olmasına Sebep Olan Eskici" hikayesini anlatıyor. Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları anlattı; Seçkin bir kimse değilim İsmimin baş harfleri acz tutuyor Bağışlamanı dilerim Sana zorsa bırak yanayım Kolaysa esirgeme Hayat bir boş rüyaymış Geçen ibadetler özürlü Eski günahlar dipdiri Seçkin bir kimse değilim İsmimin baş harflerinde kimliğim Bağışlanmamı dilerim Sana zorsa yanmaya razıyım Kolaysa affı esirgeme Hayat boş geçti Geri kalan korkulu Her adımım dolu olsa İşe yaramaz katında Biliyorum Bağışlanmamı diliyorum (Abdurrahman Cahit Zarifoğlu) Selamın aleyküm erenler ve dahi erenlere gönül verenler hatta ve hatta mevla emretmiş diye emredilenin tamamını yapmaya çalışıp nehyetmiş diye nehyedilenin tamamına yakınından kaçınmaya çalışıp genede bu emri tutuşun, o nehiyden kaçısın işe yaramayacağını, bu işin ancak mevlanın inayet ve ihsanıyla olacağını bilenler... Hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Biri Bir Gün'lere ilk defa belki bir şiirle başladık. Cahit abinin bir şiiri... Allah gani gani rahmet etsin... Cahit Zarifoğlu. Muhteşem bir şiirdir, af dilekçesidir. Fakir, hep şöyle derim: Cahit abinin mevlanın katında işe yarar hiçbir ameli olmasa şu şiirdeki samimiyetin, şu şiirin anlattığı meselenin hatırına Allah-u Teala öyle ihlas ediyorum Cahit Zarifoğlu kuluna merhamet edivermiştir. Böyle geçer gönlümden... Bu şiir üzerine sabaha kadar konuşabilirim, konuşulur fakat şiirde geçen bir ifade bugünün Biri Bir Gün'ü ile alakalı olduğu için sadece o mısra üzerinden hasbihal edelim... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...
  • Üç Pişman Adamın Hikayesi - B50 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Üç Pişman Adamın Hikayesi - B50 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer

    Her hafta birbirinden farklı hikayelerle izleyicilerini kıssadan hisse almaya davet eden Serdar Tuncer, bu hafta Biri Bir Gün'de "Üç Pişman Adam" hikayesini anlatıyor. Serdar Tuncer bu bölümde başlıca şunları anlattı; Selamın aleyküm erenler ve dahi erenlere gönül verenler hatta ve hatta erenlere gönül verenleri sevenler ve dahi gidemediğimiz diyarın bizim olamayacağını, bir kez gittiğimiz diyarın da kıyamete kadar elin olamayacağını bilenler. Üsküp'teyiz. Yahya Kemal'e rahmet olsun; "Üsküp ki Şar dağında devamıdır Bursa'nın." Bu işler böyle... Burada insan birazcık mahzun dolaşıyor, burada insan birazcık boynu bükük dolaşıyor... Osmanlı bakiyesi topraklar. Vaktiyle ecdadın asırlarca adalet ve muhabbet taşıdığı diyarlarda dolaşırken öyle yerler vardır ki oraya gidersiniz azıcık huzursuz olursunuz çünkü orası elinizden çekip alınırken oralılar da orayı elinizden çekip alanlara yardım etmişlerdir yarınlarını düşündükleri için şahsi ikballerini derlerinin, davalarının, dinlerinin önüne koydukları için... Oralarda böyle biraz yüzünüzü ekşiterek dolaşırsınız ama öyle diyarlar da vardır ki çekip alınmıştır elinizden ciğeriniz yana yana boynunuzu büküp gerisin geriye dönmek zorunda kalmışsınızdır... İşte Rumeli bir borçlu gibi yahu sizi buraya bıraktık, sizin için bir şey yapamadık, elimizden bir şey gelmedi diyerek, o borçluluğu yüreğinizde hissederek dolaştığınız diyarlar. Üsküp'teyiz. Güzel bir diyarda size sesleniyoruz. Hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Buralarda dolaşırken nasıl bir Biri Bir Gün anlatsam diye, Muzaffer Efendi Hazretlerinin sohbetlerinde arada dile getirdiği üç adamın yaptıkları şeyi niçin yaptıkları üzerinden bize çok güzel hisse veren bir menkıbe vardır onu paylaşayım dedim... Devamı videoda... Gelin, Beraber Yürüyelim...